zapere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zapere etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2009 Salı

Doğu Kültüründen bir çiçek ..GÜL HATMİ !.. :)

.
.
.....
Veya Japon ya da Çin Gülü deniyor. Yazlık bahçesinde şu sıralar açmaya başladı.Üç metre kadar boylanabiliyor.Daha geniş bilgi için aşağıda vereceğim link adresi üstüne tıklayınız :)

http://www.agaclar.net/forum/showthread.php?t=1707
.



.
...................
.
.
..........................................
.
.
.................
.
.
Burada da o şiir'de üstüne devrileyim dediğim GÖLGEMİ görüyorsunuz.Resim çekerken silûetim çime düşünce dikkatimi çekti.Ben devrilince önce gölgeme dolayısı ile çime düşeceğim demek. . "Yaa bak hiç bunu hesaba katmamıştım yafu benNN ".. (Şaka diyorum,sahi mi sandın?) . :))

.
.

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Bir metro sanatçısından..Dimitri Shostakovich: Waltz 2..ŞAŞIRTICI BİR PERFORMANS

.
.....Yaşına, . giyimine-kuşamına bakınca acınası.. . Dillendirdiği keman'nın sesinden ruh'una bakınca peki ?..



.

..eski fenerler,eski elbiseler...ESKİ AŞK'lar !..

6 Ağustos 2009 Perşembe

anılarımı yaktım gitti...çünkü..

.


.
hayır, . hiç.. . ama hiçbir şeyden
hayır, . hiçbir şeyden pişman değilim
bana yapılmış iyilikler ve kötülüklerin
hepsi aynı bana
hayır, . hiç, . ama hiçbir şeyden
hayır, . hiçbir şeyden pişman değilim
ödendi, . süpürüldü, . unutuldu.
geçmişten bana ne!
....

anılarımı yaktım gitti
artık acı ve zevklerime ihtiyacım yok
aşklarımı tremololarıyla beraber süpürüp attım
sonsuza kadar sildim:
"elde var sıfır".
....

hayır, . hiç, . ama hiçbir şeyden
hayır, . hiçbir şeyden pişman değilim
bana yapılmış iyilikler ve kötülüklerin
hepsi aynı bana
hayır, . hiç, . ama hiçbir şeyden
hayır, . hiçbir şeyden pişman değilim
çünkü yaşamım,
çünkü zevklerim
SENİNLE BAŞLIYOR BUGÜN !
.
.
Edith Piaf
.

2 Ağustos 2009 Pazar

Menekşe Gözlü küçük yeğenim Asya için bu şarkı :)

.


.
Söyleyen: Şevval Sam

Beste: Yesari Asım Arsoy
.

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Ayrılmalıyız artık...Aşk yalan inan bana,perişan hep gönüller..





.................................................................. İcra: Emel Sayın
......................................................... Güfte ve Beste: Teoman Alpay

Artık iki yabancıyız, ne kadar güç olsa da..

.


.
yollarımız burada ayrılıyor
artık birbirimize iki yabancıyız
ne kadar acı olsa,
ne kadar güç olsa
her şeyi evet her şeyi unutmalı'yız
....
hiç yaşamamışçasına, hiç sevmemişçesine
unutursun o günlerimizi, gecelerimizi
0 günlerce gecelerce, sevişmelerimizi
....
her kederin tesellisi bulunur
insan ne kadar sevse, unutabilir. !
mevsimler gelir geçer,
yıllar geçer,
sen de unutursun bir gün gelir
....
her şeyi evet her şeyi, her şeyi unutabilirsin
hatta bütün yazdıklarımı, satır satırını
kalırsa içimde bir derin sızı kalır
kalırsa içimde bir derin sızı kalır
.
.
Söz:Ümit Yaşar Oğuzcan
.Beste:Timur Selçuk
.

31 Temmuz 2009 Cuma

SEN.. dilimde sitem,kalbimde ateş,gözlerimde nem..

.

.
sen, . dilimde sitem
kalbimde ateş
gözlerimde nem
gel, . bitsin bu özlem
sensiz şu dünya
bana cehennem
....
yeter beklediğim, . bir sabah ansızın çık karşıma
benim ol bugün, . yarın ve daima
en ölmeziyle sevgilerin gel atıl kollarıma
benim ol bugün yarın ve daima
....
gel, . bitsin bu keder
başlasın artık
en güzel günler
sen, gelirsen eğer
o birgün bana
bir ömre değer
....
yeter beklediğim, . bir sabah ansızın çık karşıma
benim ol bugün, . yarın ve daima
en ölmeziyle sevgilerin gel atıl kollarıma
benim ol bugün yarın ve daima
.
Ümit Yaşar Oğuzcan
Timur Selçuk
Selim Selçuk
.
.

19 Temmuz 2009 Pazar

HERGÜN SEVGİ, SADAKÂT VE DOSTLUK GÜNÜDÜR...!


.
""14 Şubat sevgililer günü mü?..What is it?..""
.
....."Onları ilk defa sesleriyle farketmiştim; . derinden gelen gu'guk sesleriyle bir çift kumru ailesi . ! . "..
.... Beşyüz metrekarelik küçük bir bahçeye sahibiz. . Bu küçük çimlendirilmiş bahçede de vişneden başlayan.. . ayva, . incir, . şeftali, . zeytin, . ceviz, . fıstık çamı ağaçlarıyla gül, . manolya, . sümbül, . sardunya vesair gibi birçok çiçek çeşidiyle birarada dingin bir yaşantımız var. . Şimdi bu yaşantıya iki de gri-kahverengi kumru eklenmişti.
.....O sabah kahvaltısında babamın küçüklüğünden kalma kumru tekerlemesini bize öğretmesiyle onları daha da fazla benimsemiştik. . Ne döküldüyse, . kumrular birbirlerine seslenerek için için onu söylerlermiş meğerse bizlere!.. . ' Kim döktü.. . sen döktün.. . ben döktüm.. . o döktü.' yle ilgili teferruatını pek hatırlayamadığım masalsı hikayecik de anlatmıştı babam.
.....Bahçemizin alıştığımız dört ayaklı bir de müdavimi vardır. . Her sabah kısa kolaçanına gelir ve geldiği gibi de gider, . tasmalı tekir kedicik. . Ben onun bahçe etrafını çeviren neredeyse boy hizasındaki kafes telden nasıl içeriye girebildiğini bilemiyorum. . Zararı olmadığı, . hâttâ arada kendisini sevmemize de izin verdiğinden bu kısa ziyaretlerinden pek şikayetçi olmazdık;. tâ ki kumrulardan birini ağzında görünceye dek!..
.....Yerimden nasıl fırladığımı bilmiyorum. . Ayağımdaki terlikleri üzerine atarak diğer yandan da avaz avaz ürkünç sesimle bağırırken, . kendi keskin haykırışlarımla kulaklarım yırtılmıştı. . Annem . "ne oluyor?" . diye heyecanla terasa çıktığında, . kedinin kaçarken perperişan bıraktığı kumrucuk elimdeydi. . Mecalsiz çokça hırpalanmış hali, çevrede ona ait tüylerle mücadelenin zorlu geçtiği anlaşılıyordu. . " Birşey yok anne, . kedi kumruya saldırdı " . dediğimde annemin mutfaktan terasa elinde bir kap suyla döndüğünü ve
. " biraz su içir " . diye seslendiğini hatırlıyorum. . Kuşun bir yerinden kan sızıyordu ve bunu anlamak için tüylerini karıştırıyordum. . Küçücük kalbi deli gibi atıyordu. . Kedinin elinden kurtulmuştu, . şimdi devasa devin elindeydi ne de olsa; . su içirip rahatlamasını sağlamak bana da makûl geldi.
.....Telâşla camlarla kapalı terasa elimde kumru ile girdim, . annemin yere koyduğu su kabının yanına kumruyu bıraktım; . ayağa kalkamıyordu. . Tekrar elime alıp kaptan avucumun içiyle aldığım suyu gagasına değdirdim; . içip içmediğini bilmiyorum, . giderek sakinlediğini hissediyordum. . Kanın geldiği yeri de bulmuştum, . boynundan geliyordu. . Yapabileceğim birşey olmadığına kanaat getirerek aceleyle giyinip veterinere götürdüm. . Hekim görünürdeki yaralarını sardı ama iç kanaması da olabileceğini söyleyerek beni endişelendirdi. . Ne yazık ki verilen ilaçlarla bakım da fayda etmedi ve birgün yaşayan kuş öldü.
.....Yatak odam ikinci katta, . bazan iki kumru mermer pencere denizliğinin dış kısmına konar ve ötüşleriyle beni uyandırırlardı. . Kumrunun ölümüyle biten bu güzelliği arar olmuştum.
.....

..... Bahçedeki olağan çiçek bakımı işleriyle uğraşırken epeyce sardunyanın topraklarını yenileyerek saksılarını değiştirmiştim. . Ortalık öbek öbek saksılardan boşaltılmış eski toprak ve eski sardunya dallarının budanmış artıkları ve istemeden kırılmış sardunya çiçekleriyle dolu idi. . Öğle yemeği için herşeyi olduğu yerde bırakıp annem seslendiği için yemeğe gittim. . Yemekten sonra birkaç saat yemek sonrası dinlenme ve ağrıyan belim için ikinci kattaki yatak odama çıkıp kendimi . "üstümdekileri çıkartıp" . yatağa bıraktım. . Açık olan pencereden İlkbahar mevsiminin güzel ıtır kokulu rüzgârı ve sıcacık güneş giriyordu; . kısa daldığım uykudan rüzgârın beni üşüten serinliği ile uyandığımda penceredeki kumru dikkatimi çekti. . Hayretle uyku sersemi yatağımda oturdum. . Pencerenin açık kasa doğraması üzerine tünemiş ve ağzında çiçekli bir sardunya dalı bana bakıyordu. . Yatak kenarında oturur vaziyette ona bakarken ne süre geçtiğini bilemiyorum, . belki beş-altı dakika karşılıklı öylece bakıştık. . Ağzındaki sardunya dalını odamın iç kısmındaki mermer denizliğe bırakıp tünediği pencere kasasında dışarıya döndü. . Uçup gitmemesi için yerimden kıpırdamaya cesaret edemiyordum. . On dakika kadar orada kısa gidiş gelişlerle ve başını hindivari hareketlerle sallayarak dolaştı ve ansızın uçuverdi. . Koşarak pencereye gidip açık cam kanadından sarkarak, . elimde bana bıraktığı çiçek, . uçuşunu seyrettim; . onu son defa onbeş gün sonra ölmüş halde fıstık
çamının dibinde bulacağımı bilemeden!..
.....Bağlılık.. . sevgi ve dostluk duyguları.. . işte böyle! . Ve o günün Ondört Şubat olmadığını söylemeliyim . !
..

.
.
...................................................................................................Zafer De..
.
........................................................................... (gerçek bir yaşanmışlıktan.. Hâtıra't)
.
.....................................................................................................2005
.
.
.
.


12 Haziran 2009 Cuma

.. Karamsar olmamak.. DOĞA'm !

.
.
.....Merhaba, öyle uzun bir yazı yazmıştım ki ancak gönderme butonuna basınca herşey silindi. Aklımda kaldığınca yeniden yazayım.
.....Öğretmensiniz sanıyorum. Her sabah kalkmanız için bence bu bile size şevk olmalı. Öğrencilerinizin aydınlığı (güneşi), yol göstericisisiniz "kutup yıldızısınız" çünkü. Bunu bir tarafa koysak bile yine de her sabah yaşam arzusuyla kalmanız için birçok neden var.

......Kırklı yaşların başında içine girdiğim bunaltıcı günlerim oldu. Hayatımın anlamını sorguladığım, hiçbir işe yaramadığımı düşündüğüm ve yaşamımın bitmesini istediğim anlardı o günler. Geceleri evde yalnız, ışık açmadan oturduğum uzun saatler.. Gerçek bir depresyonmuş anladığım o günler. Hayatıma son vermeyi düşündüğüm anlardı.
.
.
.
.....Genç yıllarımda seyrettiğim bir sinema filmi geldi o bunaldığım gecelerde aklıma. James Stewart"ın başrolde oynadığı " Omuzumdaki Melek" filmi. (TRT'de bu isimle yayınlanmıştı yanlış hatırlamıyorsam. Orijinal adı:It's a Wonderful Life..Yönetmen :Frank Capra)
.....Bunalarak intiharın eşiğine gelen genç bir adamın, kar-tipili bir gece yarısı köprü kenarında azgın sulara kendini atmaya adım adım yaklaşırken yanıbaşında yaşlı bir adam belirir. Hayatının anlamsız yaşanmadığını ve varlığının dolaylı olarak bir çok kişinin hayatını etkilediğini anlatır ona. Ama kararlı olan genç adam bu sözlere aldırmaz. Hamle yapar ancak birden kendisini bambaşka bir dünyada kendi geçmişine seyirci bulur. Erkek kardeşi derede boğulmak üzeredir ve çocuk yaşlarda yaşadığı bu olayı şimdi tekrar seyretmektedir. Erkek kardeşini geçmişte o kurtarmış hayata armağan etmiştir. Buna benzer geçmişteki birçok olay ona hatırlatılır kendi hayatının içinde seyirci gibi dolaşması sağlanır.
.....Ve yeniden kendisini köprü üstünde bulur. Evet, varlığını anlamsız bir figür olarak gördüğü o hayatın içinde aslında var'olmasıyla hayata dolaylı katkılarda bulunmuş olduğunun farkındadır artık. Teşekkür için yaşlı adama döndüğünde onu göremez ama sesi hala oradadır adamın. "Hayat herşeye rağmen güzel".. Bir an bir melekle konuştuğunu anlar.
.....Benim için önemli olduğu için bu filmle ilgili aldığım dersi bir çok defa birçok kişiye anlattım (insanların büyük bölümü kendi yaşam anlamlarını bir gün sorgular çünkü)..Hayat gerçekten yaşanılası derecede güzel. Ama hırslardan uzak, elindeki güzelliklerin farkındalığıyla bu ömür yaşanmalı.
.....Köpeğinizin kaybına üzüldüm. Çocukluğum hayvanlar arasında geçti. Babam muvazzaf askerdi. Bir köy çocuğu idi ve bizim hayatımıza hayvan dostlarımızı daha küçük yaşlardan itibaren soktu. Köpekler, kediler, tavuklar, koyunlar arasında yaşadım, ineğimiz bile oldu. Modern bir hayat ve buna rağmen böylesi hayvan dostlarla bir arada yaşama fırsatı bulabilmek bir çocuk için ne demektir bilir misiniz? Çok değerli anlardı benim ve kardeşlerim için..
.....Şehir hayatı yüzünden hayvan dostlarıma şehir hayatının esaret geleceğini bildiğimden artık bitkilerle dostluğumu sürdürüyorum. Çiçekler, ağaçlar, böcekler.. Biliyorsunuz bitkilerin de kendilerine bakan insanı tanıdıkları ve duygusal bağ geliştirdikleri artık ispatlandı.
.....Küçük bir bahçemiz var ve ben daha geçen hafta oradaydım, ağaçları babamla budadık, bahçeyi İlkbahar' a hazırladık. Ellerinizle bir ağacın kabuklu yüzeyini sevgiyle okşadınız mı hiç..? Sizin yetiştirdiğiniz bir ağaçsa bu inanılmaz bir mutluluktur, deneyin derim. İnanıyorum ki sizin hayatınızın kaybında gizli gözyaşları dökecek gerçek dostlar onlardır !..
.....İnsanların yarattıkları suni binalardan, şehir hayatının getirdiği suni toplumsal eğlence ve hayattan hoşlanmam. Üzüldüğüm tek nokta teknoloji ilerledikçe doğal hayatın birer sirk eğlencesine dönüştürülüp evlerinin sıcak atmosferlerinde sıkılan zevatın otobüslere binip ellerinde fotoğraf makinaları birer geçici safari heyecanıyla doğaya yaklaşmaları, botlarla derelerde gezinmeleri, dağ bayır dolaşmaları ve bundan birilerinin para kazanmaları.
.....Çocukluğumun şehirlerini (1960' lı yıllardaki Anadolu' daki doğal yerleşimleri) ve eski filmlerde kalan tertemiz doğayı özlüyorum. Her türlü ahlâki değeri sıfırlayarak sorumsuzca doğayı tüketen ve bir eğlence arayışına mekan olarak seçen zihniyetten de tiksinti duyuyorum. Gerçek doğa sever elini toprağa anlık değil hayatı boyunca süren, bitkiyi çiçeği yetiştiren, koruyan kollayan, doğayla dostluk iletişimi kurabilen, teknolojiyi onu ezmek için değil, yardımcı ve gerekmedikçe kullanmayan kişi olmalı.
.....Söz nereden nereye gitti, kusura bakmayın bu konuda oldukça doluyum. Hayatı basit DOĞU FELSEFESİ"yle yaşayın derim. Yaşantı ve düşünce olarak çok batılı düşünmeye başladık yazık ki. Bilimde batılı, yaşantı ve öz' de doğulu kalmak dinsel bağnazlıklar dışında doğu yaşam felsefinin mantıkî sentezinden yola çıkarak dünyaya yeni seçenekler sunabilmeliyiz artık. Düşünecek çok şey var. Görüyorsunuz düşünmek bile hayata bir katkıdır.
.....Yaşam güzel, yaşamak güzel, doğa dostlarına (hayvanlara, bitkilere, böceklere, az sayıdaki gerçek doğa sever insanlara...) tutku duymak çok daha güzel.. Sunilikleri sevmiyorum. Melenkolik, karamsar olmanıza hiç gerek yok, çevrenize bakın yaşamak ve her sabah neş' e ile kalkmak için çok güzel şeyler göreceksiniz.... Masmavi gökyüzünü,yemyeşil muhteşem Doğa' yı !..

.
..........................................................................................................Zafer D..
...................................................................................................20 / 07 / 2007
........................................................................................ ( geçmiş zaman yazışmalarımdan)
.
.

22 Mayıs 2009 Cuma

Uzaklara Hasret !..

.
.
 
.....
Uzaklara hasret duyuyorum. Bilmediğim yerlere, bir kaçış.. Uzaklara hasret duyuyorum!.. Yeniden başlamak mı? Evet.. Uzaklara hasretim var. Bilmediğim sevgiliye, içimde yeniden var olmak. Uzaklara hasretim var, uzak kırlara, çocukluğuma.. Uzağım yaşadığım bunca kalabalığa... Uzağım hergün konuştuklarıma, aileme, arkadaşlarıma, sevgili sandıklarıma.. Çokluk içinde yalnızlığım olmalı, "tatminsiz bir hayat adını koyalım". Uzaklara özlemim var.. Uzak özlemlerim..

..... Oradaki uzak arkadaşım benim için değerini bil. Öyle değerlisin ki nefes aldırıyorsun içimdeki karabasana. Sıkılıyorum yaşadığım çevreden, işimden, işsizliğimden, belki kendimden sıkılıyorum; uzak farklılıklar mı aradığım?
..... Uzak dost, çok uzak.. Seslenişim sana. İçimde yarattığımsın belki.. Aradığım özlediğim, hasretim, sevdiğim dost, hayır sevgiliye yakın, kafa dengim, dostlukla aşk arası var'ettiğim.. Hani ki perdesiz çalgımsın, "diyezle tam ses arasında da tını olur farkındasın" işte velhâsılı öylesim.. Macerayı seninle düşlerim; içimdeki serüvenci çocuk, genç düşler taşıyan, ergenlik heyecanları.. Tekrar yaşamak seninle mi mümkün?.. İlk birayı içmek, belki ilk Beyoğlu'nda insanlara bakarak dolaşmak heyecanım, ilk öpüş belki aradığım.. Ama geç çok geç, geç onu çok çok uzak, çok gerilerde kaldı.
..... Neden bu uzak hoşnutsuzluk; neden bu, uzak bana kendiliğim?.. Aradığımı mı bulamamak, bunca yaşamışlıkla; çocukken düşlerim bu değildi biliyorum. Uzak çocuksu düşlerimi özlüyorum, giderek silinerek hayâllerim benden uzaklaşsa bile.
..... Ya işte böyle uzak dost, içimdeki ses, belki bensin "o".. Ya da sensin uzak ama beni anlayan. Yılda bir kez de olsa elimi tutsan uzak hasretlere şehirden şehire, kıtadan kıtaya, galaksiden galaksiye.. Kavuşmamız belki ""SENEDE BİR GÜN"" ; eski bir şarkıda yitip giden hasletlere kavuşmak gibi olsa da buluşmamız.. Sen, ben.. Hayır, yalnızca kendimle ben ..

..... Ve çocuksu düşlerimle hayata asılmak yeniden, tekrar yeniden ..
.
.
.....
"Fakat ne mümkün !.. "
.
.
...................................................................
Zafer D..
.
................................................................12/09/2005
.
.

21 Mayıs 2009 Perşembe

Ben D"ARTANYAN..

.
..... Merhaba.. Şimdi yazacaklarım sizin açınızdan yine yanlış anlaşılmalarla dolu bir yazı olacak farkındayım. Ancak artık bana sinirlenmeden önce "niye böyle yazdın, bununla ne demek istedin?" diye soracağınızı biliyorum.İçimi biraz bu rahatlatıyor.. "Ben D"artanyan", yazımın başlığı bu!.. Biliyorsunuz Alexander Dumas'ın üç silahşörü aslında Athos, Phortos, Aramis'tir.. D"artanyan ise bu üçlü dışında ama bu üçlünün ne onlu ne de onsuz yapabildikleri bir kahramandır. Athos, Phortos, Aramis onu aralarına kabul ederler ama bu farklı bir birlikteliktir. D"artanyan'nın bu üçlü arasında nihaî bir yalnızlığı vardır. Kafa yapısı açısından ona muhtaçtırlar çünkü düştükleri güç durumlardan D'artanyan sayesinde kurtulurlar ama aralarına da tam anlamıyla kabul etmezler onu.. D"artanyan bu üçlünün kara gün dostudur ama içlerine bir türlü sinmeyen ve belli bir mesafede tutulan bir dost..
..... Ben D"artanyan'ım.. Onun gibi yalnız ve belli bir mesafede tutulan!.. Durumumdan şikayetçi değilim böyle anlamayın lütfen. F... Hanım beni D"artanyan'a benzetirken farkında olmadan kendi konumuma uygun nitelendirmeyi yaptı. Bir erkekle bir kadın asla dost olmaz tezim vardır. Karşındaki insanın isteği doğrultusunda itildiğin bir konum vardır ve bunu aştığında kaybedeceğin sürekli hatırlatılır (..bu hatırlatma bir erkekle dost olunacağını söyleyen kadın tarafından da sıkça yapılır.. Bu ilginç bir çelişkidir nedense.. "F... Hanım'ın kulakları çınlasın"..).
..... Ben D"artanyan'ım!.. Bazan keşke eşcinsel bir erkek olsaydım diyorum. Ne yazık ki değilim. Kadınlarla eşcinsel erkek arasındaki dostluk inanılmaz yakındır. Sanıyorum eşcinsel erkek bir tehdit unsuru diye düşünülmediği için kadınlar bu tür erkeklerin yanında rahattırlar, en mahrem yönlerini onlarla samimice paylaşırlar.. Hani şu cola reklamında olduğu gibi "sen BİZDENSİN".. Show Tv'da program yapan A.... bu rahatlıkla kadınların kabulüdür, ""A.... bizdendir""..
..... Ben istesem de istemesem de D"artanyan'ım!.. Nedense yanıldığınız bir nokta var. Çok ender rastlanan bir erkek karakteri var. Sürekli bu farklılığımı vurgulamaktan sıkıldım inanın. İki kız arasında büyümüş bir erkeğim. Ve onların bana öğrettiği çok şey var !.. Çünkü ben kardeşlerimle öylesine yaşamadım. Onların dert ortağı oldum bazan dövüştük ama hep onları anlamaya çalıştım. Ve çok farklı bir annenin erkek çocuğuyum. Asla bana erkek olmamdan dolayı ayrıcalık yapmadı. Babamın "erkek şöyle olmalı, böyle olmalı" baskın düşüncesine karşı çıktı. Sessiz bir destekti fakat bu çok işe yaradı..
..... Ben D"artanyan'ım!.. İstesem de bir kadına bir kadının dost olduğu kadar dost duygularla yaklaşamam ama sınırlar nerede başlar nerede biter bunu çok iyi biliyorum. Ve en iyi tarafım art düşünce taşımadan içimdeki neyse kadın arkadaşıma içten duygularla bunu aktarmaya çalışmak istemem. Bu denli samimi davranmak nedense çokça yanlış anlaşılabiliyor. Ardında sürekli bir imâ arama kaygısını hemcinslerimden çok çekmiş kadınların şüpheciliğine veriyorum. Ben de kadın olsaydım bu derece şüpheci olurdum sanırım..Yine de bazan çok sinirleniyorum "ben size çektirenlerden değilim, neden anlamıyorsunuz onların suçunu ben yüklenmek zorunda mıyım?" diyorum.. Bu kendi içsel tepkim, yansıtmamaya çalışıyorum ama her seferinde " ben bunu kötü birşey imâ etmek amacıyla söylemedim, iyi niyetle söyledim" demek zorunda bırakılmak beni çok yıpratıyor.. Böyle söylemediğim zaman kadın muhatabım ince bir manevra yapıp doğrudan "niçinini" sormak yerine uzak bir tavır koyuyor. Sebep ondan bir şey ummamalıymışım, 'Allah aşkına ben birşey ummuyorum ki diğer erkeklerle karıştırılmaya yeter artık'.. Eğer birşey duyuyorsam bunu açıkça söyleyecek kadar samimiyim, hislerimi saklamam..
..... Ben D"artanyan'ım!.. Çünkü bir kadınla bir erkeğin, bir kadınla bir kadın gibi dost olamıyacağının bilincindeyim. Ancak erkekle kadın sessiz bir sözleşmeyle sınırları çizilmiş bir saygı çerçevesinde olabildiğince dostturlar. Bu sınırı aştığımda muhatabımı kaybedeceğimi içsel bir duyguyla bilirim. Yani hiç bir zaman üç silahşör olamıyacağımın bilincindeyim. Çünkü ben D"ARTANYAN'IM!.. Ne onlu ne de onsuz olunamayan "YALNIZ ADAM" !!!..

.
.
................................................................................... Zafer D..
.
............................................................................ 08 / 12 / 2004
............................................................ (geçmiş zaman yazışmalarımdan..)
.
.

18 Mayıs 2009 Pazartesi

KÜÇÜK BİR KEDİ OLMAK İSTİYORUM !.. "çocuk arkadaşlarımla koşmak.."

.


.... ..kırlarda çocuk olmak!.. Ne güzeldi o günler; alabildiğine yeşil, uçsuz bucaksızdı gözümüzde mahalleler.. Ve herşey bizimce keşfedilmeyi bekliyordu.. Bak, meraklı çağrılarda tabiat, kulak kabart duyuyor musun ağustos böceğinin sesini, bal arısının tekâ (ritmik) vızıltısını ?..
..... Elimizle de koymuş gibi bulurduk tüm muzur belâları, muz'ip.. Çünkü uçurtmalardan yelkenlilerimiz vardı, çalı süpürgelerinden atlarımız, tül pelerinlerimiz vardı omuzlarımızda, tüm keşiflerin sorumluluğu; ciddi minik kâşiflerdik!.. Korkusuzca yol alırdık cesur, tahta kılıçlı akınlarla. Gözlerimiz parlardı, güneşin saçlarımızdan kamaşırdı ışınları. Şelâleler gibi çoşkuyla akardık el ele o arka bahçelerden; gül-hanımeli, ıtır kokulu arnavut taşlı sokaklara..
..... Hesapsız, riyadan arınmış kâlplerimiz vardı.. Kâlplerimiz vardı, kâlpsizlere kalkandı saf aydınlık yüzlerimiz; güneşten parlak bakardık yaz yağmurlarınca kısa ağlamalarımız ardından, anlık mutsuzluklarla.. Ve sonra rüzgârın küçük-serçe kanadına binerdi neş'eyle cıvıl gülüşlerimiz.. "ÇOCUKTUK" bir zamanlar.. ÇOK MASUM'DUK !..

.

.

..................................................................................... Zafer D..

............................................................................... 09 / 08 / 2006
.

.

BEN KELEBEĞİ SEVERİM !..


.
.....Hayatı seviyorum; yaşamak çok güzel, küçük şeylerden zevk almak. Islık çalarak yağmurda dolaşmak ve kola kutularını tekmelemek serseri.. Gökyüzüne yüzümü çevirdiğimde gözler kapalı, bir gülücük, bir kırık tebessüm YILDIZ'dan ardakalan, buruk.. Islanan yağmurla göz kapaklarım sevgiyle nemli..
.....Kara buluttan sıyrılan güneşle "neden bilmem" dudaklarım öpüşür? Ve yeniden bir şarkı çağıldar içimde yaşam sevinciyle. Yıldızın değil de güneşin altında olmak ısıtıyor benliğimi..
.....Islak çimenlerde, koyu portakal rengi kabuklu-siyah puantiye benekli uç uç böceklerinden bir dilek tut, uğurun olsun şaşkın UĞUR BÖCEĞİ, sitemimdir!..
..... Nemli toprak kokusu off, başka bir koku, TAVLANMIŞ TOPRAK KOKUSU bilirsin!.. Gören gözler HİSSEDEBİLİR tırtılın kelebeğe dönüştüğündeki özgürlük çığlığını. NE MUTLU BANA, kelebekçe ÖZGÜRÜM !.. ÖZGÜRÜM !.. Kanat çırparak güneşe uçabilirsin, hayatın kaynağına SEN ya da ben KELEBECİK.. Ben KELEBEĞİ SEVERİM, UĞUR BÖCEĞİNİ DEĞİL !!..

.....Yol kenarında çimenler selamlar beni hafif rüzgârda. Selam, selam benden de "eğilerek"; size de selam eğrelti otu, sütleğen, ballıbaba size de.. Papatya hanım, güleç yüzünüzle bugün ne kadar güzelsiniz !
..... Zıplar hoplar, sevinçle koşarak otlarda kuzucuklarcasına yuvarlanırım aniden. Sırt üstü "biraz ıslak yağmurdan kirpiklerim" pervasız göğe bakarım mutlulukla. Kara bulutları kovalıyor beyaz bulut atı üstünde.. Beyaz atlı şövalye edâsında, takmış kara bulutları önüne kovalıyor da kovalıyor.. Rüzgârla müttefik, rüzgârla sarmaşdolaş.. Güneşse tostoparlak ısırgan yapışkanlığında tenimde, sıcak ısırışları.. Şu bulut gemi, şu çomar, şu lâmba cini değil mi? Parmağımla gösteriyorum çocuk haykırışlarla göğü, beyaz bulutlar..
..... Uzayan yorgunluk, bir an içim geçiyor ve yüzüme bakmayıp da içim giden o uzak sevgiliyle iç titreten öpüş.. BU BİR RÜYÂYDI !.. Yıldızların altında da değilsinnnn UYAN.. Güneş gözlerime hayat veriyor; silkiniyor, mahmur kalkıyorum özür dilercesine ezdiğim çimenlerden. Kuşlar çığlık çığlık kalkışımı alkışlıyorlar ya da ben üstüme alınıyorum açıkçası. Ellerim havada, sağ olun sağ olun tezahürat istemez diyerek abartılı reveranslarla selamlıyorum hayatı.. Yine çoşkuyla, o sevda şarkısı içimde çağıldayarak yola koyuluyorum ıscacık güneş altında. O gece YILDIZ'ı bur'sa da beni !..
.
.
.........................................................................Zafer D..
.
................................................................. 02 / 01 / 2006
.
.
.