.... Bir kedi kadar uysal, bir kedi kadar asî, bir kedi kadar özgür olmalı.. Ve bir kedi kadar " HAK EDENİ " sahiplenen !..
14 Şubat 2016 Pazar
28 Ocak 2016 Perşembe
4 Ekim 2015 Pazar
6 Eylül 2015 Pazar
1 Eylül 2015 Salı
İlginçlik adına
Zaman zaman bloguma bakıyorum. Soğudum, neden mi? Bazı bloglarda ilginçlik adına yapılanları gördükçe yazmak sıkıyor artık. Bir defter aldım, yazıyorum, oh kendim okuyorum. Güzel değil mi? :))
25 Haziran 2015 Perşembe
13 Nisan 2015 Pazartesi
20 Şubat 2015 Cuma
23 Ocak 2015 Cuma
12 Ocak 2015 Pazartesi
BUGÜN BLOGLARA BAKTIM :)
Bu gece beni takip eden blog sahiplerinin bloglarına baktım. 20 üstü takip edenim var. Tek tek hepsinin sayfasını ziyaret ettim. Blog komşularımın çoğunun bloglarını kendi kaderiyle başbaşa bıraktıklarını, uzun aylar hatta yıllar öncesinden terkettiklerini farkettim. Onların dışındaki kalan az sayıda blog komşumun ise bloglarına yazmaya devam etmeleri ise inatçı ve konularında inançlı olduklarının delili. Uğranmayan, kaderine terk blogları izleyicilerim arasından silmeli miyim? Ne dersin MART KEDİSİ?
16 Temmuz 2014 Çarşamba
26 Nisan 2014 Cumartesi
29 Kasım 2013 Cuma
Ağlama kurdum, kuşum ağlama.... :((((
20 Eylül 2013 Cuma
27 Nisan 2013 Cumartesi
BİLMEZDİM....DÜŞÜNMEZDİM.. !
Ameliyathanenin yolu bize de gözüktü. Ne diyelim, paşa paşa yatacağız masaya... Ey ahali, geride kalanlara eyvallah, gelen sağlık olur inşallah !.. :)
27 Eylül 2012 Perşembe
Bir Amazon Kraliçeliği...
Bal arılarını seyreyledikçe hayran kaldığımı söylemeliyim. İki yıl önce domates tozlaşması için almıştım. Giderek onlara derin bir ilgiyle bağlandığımı söylemeliyim. Erkeğin üreme amacıyla kullanıldığı ve bunun dışında hiç bir değerinin olmadığı mükemmel bir kadınlar topluluğudur bu birlik. Yöneticisinden, askerine, her işin dişi arılarca yapıldığı bir ülkedir burası..
İş yoğunluğum yüzünden şimdilik bu kadar bahsedebileceğim. İnsan olarak büyük dersler almamız lazım bu küçük ama yaptıklarıyla büyük varlıktan.. :)
18 Nisan 2012 Çarşamba
Aşkı Bekle Diyor Ah Kalbim..
sen de birgün elbet seversin
iki damlacık gözyaşının
birisi sen, biri o'dur
şafak vakti veya bir gece
gelecek o sana gizlice
söyleyecek yanan gözlerle
inan sevmek, işte budur
sevmeyi bil, kederi sil
korkma sakın, sakın yaşamaktan
sevmeyi bil, kederi sil
korkma sakın, sakın yaşamaktan
anla, kaçılmaz bu aşktan
..
bu şarkıyı söyleyeceksin
o pınardan hep içeceksin
bir kuş gibi yuva düşünüp
bulut bulut uçacaksın
güzel bir şey, sevdalı olmak
bu heyecanlarla yaşamak
kalbim diyor, o günü bekle
ışık saçan bir ümitle
sevmeyi bil, kederi sil
korkma sakın, sakın yaşamaktan
sevmeyi bil, kederi sil
korkma sakın, sakın yaşamaktan
anla, kaçılmaz bu aşktan
la rala la.. la rala la.. la rala la.....
Zeki Müren
31 Aralık 2010 Cuma
24 Kasım 2010 Çarşamba
hop oynayı oynayı..

..... Geçen yaz pembe domates dikme imkanım oldu.40 tohum yazlığın camlarla kapalı terasında fideye dönüştü.Tohumları nasıl diktiğimi, nasıl fideye dönüştüklerini uzun uzadıya anlatmanın manası yok bence.Toprağa ne düşüyorsa gereğini yapıyor toprak ana. Sanırım önemli olan onları erişkin, sağlıklı birer bitkiye dönüştürebilmek için bakım ve zararlılarla olan mücadele.. Ve tabiidir ki çokça ilgi ve sevgi gerek !
..... Kapalı teras ortamından dikime elverişli duruma gelen fideleri doğaya alıştırmadan aniden 5 kilometre ötedeki tarlaya götürüp o vahşi ortama dikmek hatasını yapmamak gerekti fakat ben bu hatayı yaptım. Tavsiyem kapalı bir ortamdan tarlaya götürüp dikmeden önce fideleri bahçenizde bir hafta kadar doğaya alıştırın. Bu birkaç ay evden dışarı çıkmamış bir insanın birden dışarı çıkıp şifayı kapmasına benziyor çünkü. Bitki dış ortam şartlarına sert rüzgara, bütün gün güneş ışınlarını tepeden görmeye ve börtü böceğe alışkın olmadığından sudan çıkmış balığa dönebiliyor, hırpalanıyor; yaprakları (akciğerleri) henüz gevrek olduklarından zarar görüyor..
..... Fideleri tarlaya fide kaplarından çıkartarak üçüncü şaşırtma olarak diktim (şaşırtma işlemi nasıl yapılıyor internet tarım sitelerinden öğrenebilirsiniz). Domatesleri, sırık ve geniş alana yayılacağı düşüncesiyle çapa ve meyva alışında sıkışmayacak biçimde bitki aralık mesafelerini tahminimce hasaplayarak diktim. Fakat dikme esnasında ilaçlama yapmadığımdan (kimyasal ilaçlama yapmayın) iki gün sonra domates fidelerimin bütün yaprak ve filizleri bitki bitleri tarafından istila edildi. Bitki bitleri bitkinin özsuyunu emerek beslenen asalaklar; yaprakların alt yüzeylerine yerleşiyorlar. Kimyasal ilaçlama yapmak istemediğimden organik ilaçlara da güvenmediğimden kırmızı acı pul biberi suda kaynatarak ve süzerek ilaç pompası ile domateslere, özellikle yaprak atllarını da yıkayacak biçimde sıktım. Büyük faydası oldu, acı biberin zararlı böceklere karşı bitkiyi koruduğunu gördüm (yaprak küfüne karşı içine bir kutu da asprin koymuştum). Ve bir dip not düşeyim: Arap sabunu düşünülenin aksine kimyasal bir maddedir, sakın kullanmayın.
..... Trakya'da yaz mevsimi bu yıl acaip geçti. Bol ve beklenmedik yağışlar bazan dolu bazan sel biçiminde tepemize inince, elden birşey gelmemenin teslimiyeti ile arkada kalanı toparlamaya çalışarak bu ürün mevsimini geçirdik. Her yağış ardından domates bitkisi kendisini toparladı fakat bitki biti istilası her yağış sonrası tekrar tekrar gerçekleşti. Bu açıdan bunu bilerek yağmur sonrası belirttiğim acı biber solüsyonunu yaparak pompayla bitkilere sıkınız (solüsyon acı olmalı, tadarak kontrol edin). Bol çiçek vermesine rağmen kaybettiğim 5 fide dışında kalan 35 domates bitkisinden 5-6 kilo domates alabildim. Bol çiçek veriyor fakat çiçekler meyvaya dönüşmüyordu. Bunda arı ve diğer faydalı böceklerin azlığı, sert rüzgar, kararsız hava durumu, acemiliğin getirdiği hazırlıksızlık (sulama, zararlı mücadelesi, toprak hazırlığındaki eksiklikler-toprak kireçlemesinin yapılmaması v.s) etkili oldu. Söylemeliyimki domates dikeceğiniz toprağın tarım kireci ile ph değeri düşürülmesi çok önemlidir. Sonbahar sürüşü esnasında bu kireç toprağa karıştırılır. Domatesin kireç sevdiğini unutmayın fakat abartmayın. Tarım kirecinin ne kadar atılacağını yine internet tarım sitelerini araştırarak bulabilirsiniz ki bu normal bildiğimiz kireç değil. Miktar vererek ben sizleri yanıltmayayım..
..... Resim çekmediğimden resimli bir sunuş yapamıyorum. Edindiğim tecrübelerin bir kısmını burada paylaştım. Önümüzdeki yıl için adım adım her aşamayı ve ne yaptığımı kısa notlarla buraya aktaracağım. Bu yüzden bu yazıda daha fazla detay vermem gereksiz olacak...
..... Doğayı korumak adına yapılan en küçük uğraş bile tabiat ana tarafından bir biçimde ödüllendiriliyor. Bu denli cömert olan doğaya karşı daha hassas ve bilinçli günler dileğiyle çocuklarımızı eğitelim. Tabiat, gelecek nesiller adına bize bir emanettir, emanete hıyanet ise affedilemeyecek bir durumdur. Sevgiyle....
6 Mayıs 2010 Perşembe
ONUN ADI LUSİ...

..... Lusi benim verdiğim bir ad. . Şu sıra 6,5 aylık. . Fazla dirençli değil. . Üç- dört defa top peşinde koşsun aşırı yoruluyor, . ön ayakları sarhoş misali birbirine karışıyor. . Trafik kazasının onda bıraktığı bir araz bu; . yürümesi bozuluyor, . zor adım atıyor.
.
.11 Nisan 2010 Pazar
Uyuyamadım, takıldım..
.
..... Gecenin ikisinde yatağımdan kalkmamın bir sebebi var. . Biri sözcüklere aşık olmuş. Hayır, . güzel sözcüklerin ardındaki kişiye demeliydim. . Güzel cümlelerin sahibine aşk duymak.. . Öyle ki : . "Lütfen, . lütfen bana söyleyin. . Kim bu aşık olduğunuz? . İnanın kimseye söylemem" . demiştim. . Sonra içimden sözcüklerime gülmüştüm.
..... Bir sinema filminde iyi karakterin sahibi oyuncunun, .gerçek hayattaki kişiliksizliğiyle çarpılmak olmalı herhalde; . güzel sözcükler gerisindeki kişinin hayâlkırıcı gerçekliğiyle karşılaşmak. .En iyi şairler en kötü aşıklardır genelde ya da en iyi yazarlar en şahsiyetsiz kişilerdir; .kuru yanında yaşları yakmayıp azınlıkta kalanları tenzih ederek tabiî. .Karakterlerindeki zayıflıkları, .şiirlerindeki kelimelerle, .yazılarındaki güzel cümlelerle onarırlar. .Her güzel tümcenin gerisinde eksik benlikleri.. .Ve her güzel kelime, olmayı hayâl edilen insanın ağzından dökülen sözcükleridir.
..... İyi yazarlar, .gerçek hayattaki yetersizliklerinden kendi yarattıkları güzelliklere sığınırlar. .Güzel yazmak, .sahnede bir oyuncunun rolünü iyi oynamasıyla eşdeğerdir. .Perde kapandığında soyunma odasında, .aynadaki gerçeğine bakar bulur kendini. .Kendi görüntüsünden hoşnutsuzluğa karşın, .girdiği rolle topladığı beğeniyi tekrar bulmak, .bir sonraki güçlü sahneye çıkış arzusuna sebeptir. .Tıpkı yazarın yeni bir yazıyı kaleme alışının, .şiddetle başkası olmayı arzulamasındaki güçlü isteği gibi.
..... O halde niçin güzel yazan birine bu aptalca aşk? .Kendini tamirle meşgul birine, .bu yüceltiş duygunuz?!.. . "Lütfen, .lütfen bana söyleyin. .Kim bu aşık olduğunuz? .İnanın kimseye söylemem. .Yaşadıkça.. .!"...
.
Not: . Yazıdaki anlaşılmayan cümleler ve anlam bozuklukları için özür.. . Gecenin 2.50'sinde bu kadar yazılabiliyor.. . Uykusuzum..
21 Kasım 2009 Cumartesi
Mutsuz hayat..

15 Kasım 2009 Pazar
Adı Lokum ..
...... Siyam Prensesi '.miz yedi yaşındadır,bebekliğinden beri bizimledir ve ailenin gül'üdür.Yediği önünde yemediği ardında,özel doktorlu,kuş tüyü yastıklı,geniş teb'alı (bizler),bir dediği ikilenmeyen fakat o derecede sâkin,mûnis,nâzik ve terbiyelidir majesteleri.Gerçekten böylesi mırnavv pek görülmemiştir.Çocuklara çok iyi davranır, şevkâtlidir;eziyetlerine dayanır,sabır âbidesidir.Tırmalamaz,ısırmaz,şımarık değildir,titizdir,temizdir.Yaramazlık aklının köşesinden geçmez.Tam bir asilzâde, hanımefendidir. . . :)

..... Kendi anlatısına göre Siyam Krallık Sarayı'nda . (bugünkü Tayland). yaşayan büyük büyük büyükannesi bundan bir yüzyıla yakın bir zaman öncesi mürebbiye(öğretmen)Anna ile İngiltere'ye dönerken İstanbul'a uğramış ve Osmanlı Saray'ına iltica ediveren bir öz bir üvey iki yavrusunu Türkiye'de bırakmak zorunda kalmış.Böylece bizim Lokum bir saraydan çıkıp diğer saraya kapağı atan bu iki kuzeninden günümüze gelmiş.O zamanlardan ailesinden kendisine miras kalan yandaki resmi rica minnet bir tas mamaya fit Lokum'dan zor aldım.Resimde mürebbiye Anna ve Siyam Kralı dans dersinde görülüyor. (fotoğrafçı epey iyi çekmiş yaaa, renkli bi de) :))
..... Valla bana böyle anlattı,ben Lokum'un yalancısıyım.Hatta Osmanlı Saray maceralarını,haremi bir bir ninesinin dilinden bir anlatıyor ki maşşallah yani bu kadar atıp tutulmaz ören bayan yumakları. Hah hah haaa.. . :P
.
1 Kasım 2009 Pazar
Herkes öldürebilir sevdiğini !!!
Kulak verin sözlerime iyice,
.
30 Ekim 2009 Cuma
Sevda Bir Peridir....
.
.
.
1 Ekim 2009 Perşembe
Geçici bir resim..Demir maske..aman DEMİR KAPI diyecektim
.
..... Domates ,biber,patlıcaANN :)) . . . (gelecek yıl bu arazi yemyeşil olacak inşallah)
.
.
..... El işçiliğimle Demir Kapı'm :))
.
.
.
.
.
.
..... Kapı aralık olduğu için böyle(eğri gibi) gözüküyor.Menteşe yerine kelepçe ve kapıyı kelepçeye bağladığım tel kullandım.Demir dış çerçevesi inşaat demirinden bükelerek ve araya çit kafes teli gerilerek kapı tamamlanmıştır.. Güneş alnımda, terden mahvolduğumu söylemeliyim.Tembel oturanı Allah sevmezmiş!!!
..... Sonbahar Mevsimi çiftçiler için hummalı bir hazırlık ve çalışma dönemidir.Ve evet çalışıyorum.Bu arazi adam edileceeeek.Başka yolu yooook. Herşeyi babamla birlikte yapıyoruz.Su deposu,su boruları,elektrik işleri,demir kapı ardındaki yola döşenen çinileri (araziye 120 metre antikron üstelik elektrik boru muhafazası içinden geçirerek ;sigorta,elektrik anahtar bağlantıları vesair biz döşedik ..Bu arada babam 80 yaşındadır).Herşey elimizden geliyor alimallah,nazar değmesinn..Çekilin yoldannNNNN.. . :))
.
.
17 Eylül 2009 Perşembe
Ve o bir hayalet şimdi..
..... Patric Shwayze vefat etti. Üzgünüm.. . Ölüm nasılsa bulacak bizi birgün,nerede ve nasıl bilinmez ama mutlak bulacak. .
..... Azrail'i hiç bir zaman elinde tırpan,korkunç giysileriyle kapşonlu, gölgelerdeki yüzüyle ürkünç bir varlık olarak düşünmedim. Tam tersi başka bir dünyaya geçmenin şaşkınlığıyla yönünü bulamamanın telaşındaki bizleri elinden tutan karşılayıcı,kibarlığıyla yol gösterici, danışma bankosunun gerisindeki o şık giysileri ve güleç yüzündeki sıcak tebessümüyle halkla ilişkiler duayeni bir zat kafamda şekillenen.. . Dilerim bu seyahatinde ona, böylesi güzel bir filmde rol alan insana bütün sevecenliğiyle yol gösterici olmuştur.. . Allah'tan rahmet, . yattığı yer cennet olsun diliyorum.. . Teşekkürler Patric Shwayze,bu ruhsuz dünyada "inadına" aşk denilen duygunun ne işe yaradığını bize bir defa daha anlattığın için.. . Yaşadığım sürece seni hiç bir zaman unutmayacağım !
.
.
10 Eylül 2009 Perşembe
Heyy çocukkk.. GEL OYNAYALIMM :))
1 Eylül 2009 Salı
Doğu Kültüründen bir çiçek ..GÜL HATMİ !.. :)
.
..... Veya Japon ya da Çin Gülü deniyor. Yazlık bahçesinde şu sıralar açmaya başladı.Üç metre kadar boylanabiliyor.Daha geniş bilgi için aşağıda vereceğim link adresi üstüne tıklayınız :)
http://www.agaclar.net/forum/showthread.php?t=1707
12 Ağustos 2009 Çarşamba
Bir metro sanatçısından..Dimitri Shostakovich: Waltz 2..ŞAŞIRTICI BİR PERFORMANS
.....Yaşına, . giyimine-kuşamına bakınca acınası.. . Dillendirdiği keman'nın sesinden ruh'una bakınca peki ?..
.
6 Ağustos 2009 Perşembe
anılarımı yaktım gitti...çünkü..
anılarımı yaktım gitti
hayır, . hiç, . ama hiçbir şeyden
2 Ağustos 2009 Pazar
1 Ağustos 2009 Cumartesi
Ayrılmalıyız artık...Aşk yalan inan bana,perişan hep gönüller..
Artık iki yabancıyız, ne kadar güç olsa da..
31 Temmuz 2009 Cuma
SEN.. dilimde sitem,kalbimde ateş,gözlerimde nem..
19 Temmuz 2009 Pazar
HERGÜN SEVGİ, SADAKÂT VE DOSTLUK GÜNÜDÜR...!
.
""14 Şubat sevgililer günü mü?..What is it?..""
.
....."Onları ilk defa sesleriyle farketmiştim; . derinden gelen gu'guk sesleriyle bir çift kumru ailesi . ! . "..
.... Beşyüz metrekarelik küçük bir bahçeye sahibiz. . Bu küçük çimlendirilmiş bahçede de vişneden başlayan.. . ayva, . incir, . şeftali, . zeytin, . ceviz, . fıstık çamı ağaçlarıyla gül, . manolya, . sümbül, . sardunya vesair gibi birçok çiçek çeşidiyle birarada dingin bir yaşantımız var. . Şimdi bu yaşantıya iki d
e gri-kahverengi kumru eklenmişti. .....O sabah kahvaltısında babamın küçüklüğünden kalma kumru tekerlemesini bize öğretmesiyle onları daha da fazla benimsemiştik. . Ne döküldüyse, . kumrular birbirlerine seslenerek için için onu söylerlermiş meğerse bizlere!.. . ' Kim döktü.. . sen döktün.. . ben döktüm.. . o döktü.' yle ilgili teferruatını pek hatırlayamadığım masalsı hikayecik de anlatmıştı babam.
.....Bahçemizin alıştığımız dört ayaklı bir de müdavimi vardır. . Her sabah kısa kolaçanına gelir ve geldiği gibi de gider, . tasmalı tekir kedicik. . Ben onun bahçe etrafını çeviren neredeyse boy hizasındaki kafes telden nasıl içeriye girebildiğini bilemiyorum. . Zararı olmadığı, . hâttâ arada kendisini sevmemize de izin verdiğinden bu kısa ziyaretlerinden pek şikayetçi olmazdık;. tâ ki kumrulardan birini ağzında görünceye dek!..
.....Yerimden nasıl fırladığımı bilmiyorum. . Ayağımdaki terlikleri üzerine atarak diğer yandan da avaz avaz ürkünç sesimle bağırırken, . kendi keskin haykırışlarımla kulaklarım yırtılmıştı. . Annem . "ne oluyor?" . diye heyecanla terasa çıktığında, . kedinin kaçarken perperişan bıraktığı kumrucuk elimdeydi. . Mecalsiz çokça hırpalanmış hali, çevrede ona ait tüylerle mücadelenin zorlu geçtiği anlaşılıyordu. . " Birşey yok anne, . kedi kumruya saldırdı " . dediğimde annemin mutfaktan terasa elinde bir kap suyla döndüğünü ve
. " biraz su içir " . diye seslendiğini hatırlıyorum. . Kuşun bir yerinden kan sızıyordu ve bunu anlamak için tüylerini karıştırıyordum. . Küçücük kalbi deli gibi atıyordu. . Kedinin elinden kurtulmuştu, . şimdi devasa devin elindeydi ne de olsa; . su içirip rahatlamasını sağlamak bana da makûl geldi.
.....Telâşla camlarla kapalı terasa elimde kumru ile girdim, . annemin yere koyduğu su kabının yanına kumruyu bıraktım; . ayağa kalkamıyordu. . Tekrar elime alıp kaptan avucumun içiyle aldığım suyu gagasına değdirdim; . içip içmediğini bilmiyorum, . giderek sakinlediğini hissediyordum. . Kanın geldiği yeri de bulmuştum, . boynundan geliyordu. . Yapabileceğim birşey olmadığına kanaat getirerek aceleyle giyinip veterinere götürdüm. . Hekim görünürdeki yaralarını sardı ama iç kanaması da olabileceğini söyleyerek beni endişelendirdi. . Ne yazık ki verilen ilaçlarla bakım da fayda etmedi ve birgün yaşayan kuş öldü.
.....Yatak odam ikinci katta, . bazan iki kumru mermer pencere denizliğinin dış kısmına konar ve ötüşleriyle beni uyandırırlardı. . Kumrunun ölümüyle biten bu güzelliği arar olmuştum.
.....
..... Bahçedeki olağan çiçek bakımı işleriyle uğraşırken epeyce sardunyanın topraklarını yenileyerek saksılarını değiştirmiştim. . Ortalık öbek öbek saksılardan boşaltılmış eski toprak ve eski sardunya dallarının budanmış artıkları ve istemeden kırılmış sardunya çiçekleriyle dolu idi. . Öğle yemeği için herşeyi olduğu yerde bırakıp annem seslendiği için yemeğe gittim. . Yemekten sonra birkaç saat yemek sonrası dinlenme ve ağrıyan belim için ikinci kattaki yatak odama çıkıp kendimi . "üstümdekileri çıkartıp" . yatağa bıraktım. . Açık olan pencereden İlkbahar mevsiminin güzel ıtır kokulu rüzgârı ve sıcacık güneş giriyordu; . kısa daldığım uykudan rüzgârın beni üşüten serinliği ile uyandığımda penceredeki kumru dikkatimi çekti. . Hayretle uyku sersemi yatağımda oturdum. . Pencerenin açık kasa doğraması üzerine tünemiş ve ağzında çiçekli bir sardunya dalı bana bakıyordu. . Yatak kenarında oturur vaziyette ona bakarken ne süre geçtiğini bilemiyorum, . belki beş-altı dakika karşılıklı öylece bakıştık. . Ağzındaki sardunya dalını odamın iç kısmındaki mermer denizliğe bırakıp tünediği pencere kasasında dışarıya döndü. . Uçup gitmemesi için yerimden kıpırdamaya cesaret edemiyordum. . On dakika kadar orada kısa gidiş gelişlerle ve başını hindivari hareketlerle sallayarak dolaştı ve ansızın uçuverdi. . Koşarak pencereye gidip açık cam kanadından sarkarak, . elimde bana bıraktığı çiçek, . uçuşunu seyrettim; . onu son defa onbeş gün sonra ölmüş halde fıstık çamının dibinde bulacağımı bilemeden!..
.....Bağlılık.. . sevgi ve dostluk duyguları.. . işte böyle! . Ve o günün Ondört Şubat olmadığını söylemeliyim . !..
.
.
...................................................................................................Zafer De..
.
........................................................................... (gerçek bir yaşanmışlıktan.. Hâtıra't)
.
.....................................................................................................2005
.
.
.
.
23 Haziran 2009 Salı
....
.... BİR SİGARA DÜŞMANINDAN !...
.....Sigara niçin içilir? . Hayatımda ağzıma sürmediğim birşeydir. . Ve açıkçası anlayamam da . . Bir insan yaşamak için suya, . yiyeceğe ve evet temiz bir havaya ihtiyaç duyar ama sigara bu zorunlulukların arasında yoktur. . Havayı öyle kirletiyor ki tek bir sigara 12 metrekarelik bir alanı rahatsız edici
hale getirebilir(30 metreküplük bir odayı)...... Eskiden haftada bir gece Ankara-İstanbul arasında zorunlu gidip geliyordum. . Koca otobüsde beş kişi sigara içer kırk kişi o havaya tahammül etmeye çalışırdık çoluk çocuk, . genç yaşlı.. . Kimse müdahale edemezdi çünkü azınlığın baskın tahakkümü altındaydık kavga çıkardı, . kimse de müdahale edenin arkasında olmazdı...... Amerikan Başkanı Clinton"a minnet borçlu olmalıyız çünkü sigara yasağını getiren kişilerden biridir. . Bu etkiyle bizde de yasaklamalar başladı. . Gerçi ne derece uyuluyor? . İnsanların zevk için sigara içme cinnetine bir türlü akıl sır erdiremiyorum. . Dilerim birgün sağlıklarının kendilerine Tanrı.'nın bir hediyesi olduğunu farkeder, . en azından başkalarının sağlıklarıyla oynamama saygısına sahip olurlar.
......Pasif içici durumunda bırakılanlar sigara içenlerden daha fazla tehdit altındadır !
.....Hayatım alerjik rahatsızlığım dolayısı ile iğne yemekle geçti. . Sigara dumanı beni kalp krizi geçirecek noktaya getirir, . tedavi olmama rağmen yalnızca bir saat o ortama dayanabiliyorum. . Bebeklerin, . yaşlıların, . hasta insanların halini siz düşünün!.. . Bu yüzden çok kavga ettim. . Sigara yasağının ilk yıllarında bir seyahat sırasında otobüs şoförüyle bu yüzden kavga ettik. . Adam koca otobüsde kimse içmezken fosur fosur başladı sigara içmeye. . Müdahale ettim, . muavin . "o şoförün hakkıdır " . dedi. . Gittim adamın yanına . " yasak değil mi ? " . dedim bana kafa tuttu. . Otobüsten inince yazılı şikayette bulundum. . Yetinmedim firmaya def'aten faks gönderdim, . telefon ettim ama sonuç çıkmadı. . Yabancı bir ülkede iki dakikada işine son verilir. . Amerika"da böyle bir olay yaşandı, . iki Türk turist şikayet ettiler ve firma anında özür diledi, . şöföre işten el çektirildi. . Ve bu iki kişiye bir haftalık bir tatil jesti yapıldı....... Hak aramak ne yazık ki Türkiye"de kelleyi koltuğa almaktır. . Haklıyken haksız duruma düşersiniz. . Ve evet, . herşey eski hamam eski tas kalır, . Avrupa Birliği"nin zorlamasından medet umarsınız. .Sanki bizim kafamız çalışmıyormuş gibi direktifleri onlardan alır duruma düşersiniz. . Çünkü sopa gösterilmesinden anlayan bir insan yapımız var, . aklın ürettiği mantığın yol göstericiliğinden değil !...
.
............................................................................ Zafer De..
.
........................................................................ 15/03/1998
.
.
22 Haziran 2009 Pazartesi
...
................ AŞK !
...... Aşk, . bir arayışın adı değil mi zaten?.. . Her aşkı buldum deyip kaybedişinde insan, . aslında gerçek aşkını bulamadığının da farkına varmıyor mu?..
..... Aşk, sevgiyle taçlanır. . Ve sevgi varsa ayrılık asla olmaz. . Seven insan araya ayrılık koyarak sevdiğine acı çektirmeyi düşünebilir mi hiç?.. . Seven acı çektirmez; . mutluluğu karşılıksız sunar sevdiğine!..
..... Aşk.... . bulut üstü gibi, . yani... . orada şimşekler çakıyor ve kasırgalar var. . Bazan aniden güneş açıyor, . bazan dolu yağıyor, . bazan kış soğuğu ama duygular sanki mevsimlerin hepsini aynı anda yaşıyor gibi... . kalbi durup dinlenmeden koşuyor; . bir o buluta, . bir bu buluta, onunla... .hep onunla, . hep onunla.. . Öyle ki bazan yorgunluk duyuyorsun, . ama bitince gökyüzünden yere düşmüş yağmur damlası gibi ıslak ve ezik oluyorsun; . sızıntı, . sürekli sızıntı. . İçinde durduramadığın bir sızıntı-akış oluyor; . ağlayan, . kan damlayan bir yerin.. . Kalbi'. n . !!!.
............................................................................. Zafer De...
......................................................................... 08/05/2006
.
.
21 Haziran 2009 Pazar
.
.. . .....yıllarca beklersiniz, . ahhHH.. ." SİZ KADINLAR.". !..
.
..... Neden kadınlar ayrımcılık yaparlar?.. . Ve neden önce bu ayrımcılığı HAYÂLLERİYLE YAPMAYA BAŞLARLAR!?
..... Uzun boylu, . yakışıklı, . eee olursa iyi gelirli ve sportmen vücutlu... . HAYALİMDEKİ ERKEK işte oOoo! .. :)).. Ben onla evlenicem, . ben onla evlenicem, . ben onla belâmı bulcammm.. . Bu genç kızlık hayâli bile bir ayrımcılık değil mi yani insanlara yönelik?.. . Kısa bo
yluysam ne yapayım yaa, . TANRI ÖYLE YARATMIŞ işte!....... Ablam 1,50 boyunda ve onun da genç kızlık hayali uzun esmer ve de offf yani yakışıklı ki demeyin . İTALYAN ARTÖR GİULİANO GEMMA gibisi olmalıydı mutlaka (bir zamanların İtalyan tarzı western fimlerinin yakışıklısı Giuliano, . CLINT EASTWOOD".un esmeri bir yakışıklıydı kerâta)... . Ve evet yakışıklısını buldu sonunda başına.. . Esmer, . uzun ve de GEMMA benzeri (hay bulmaz olaydı, . neyse karıştırmayalım oraları!.)..
..... Düşünebiliyor musunuz?. Uzun olan genç kız, . uzun erkek ister;. kısa boylu genç kız, . UZUN BOYLU ERKEK ister !!!.. . Kısa boylu erkek . "kısacık ben " . ne yapsın kardeşiimmm? .
..... Ah sizi uslanmaz AYRIMCI, . IRKÇI KADINLAR.. . Hayret birşeysiniz vallahi ! ?.. . :))
.
.
....................................................... Zafer De..
.
................................................... 24/04/2006
.
.









