27 Mayıs 2009 Çarşamba

HÖNNKK YANİ.. Bismillâh diyeyim !.. DEMOKRAT OLASIM GELDİ :)

.
.
.....
Blog kelimesinden hoşlanmadığımı söylemeliyim. Ben burayı bir yazı tahtası olarak kullanacağım. Her insanın kendi dünya görüşü, siyasî fikrîyatı vardır fakat olabildiğince yazı tahtamı kendi hayat görüşümü yansıtan KENDİ DÜŞÜNSEL BİLDİRGE' mi dayatan bir yer olarak kullanmak istemiyorum. Zaman zaman kendi felsefeme zıt fikirler içeren kendimle çelişkide gözüken şeyleri de burada dillendirmek istiyorum. Yani bir çeşit kendime muhalefet veya şeytanın avukatlığı ya da içsel anarşizm :).. Yahut hayatla ciddi ciddi gırgır geçmek (buraya bir kahkaha eklemeliyim)..
..... O halde haydi başlayalım (Bismillâh..)..
Bir bilmecem var çocuklar: Cumhuriyet ve demokrasi nedir? Oturup her yönden bir düşünelim bakalım, şeytanın avukatlığını da elden bırakmadan tabiiki (veya şu meşhur içsel anarşizmimi elden bırakmadan)..
Kelimeler üzerinde oynamaya bayılan çoktur biliyorsunuz. Etimolojik temellendirme diyerek bir sözcüğün anlamı üzerinden kendi malum amacınıza hizmet mümkün olabiliyor. Mesela etimolojik kökeni diye başlayıp biz de cumhuriyet ve demokrasi kelimeleri üzerinde bunu bir deneyelim ne dersiniz (seni kötü çocukkk)? ... :))
..... Cumhuriyet etimolojik anlam(!) itibariyle efendim, cumhur 'halk' ve 'iyet' (aidiyet) ekinin birleşmesinden oluşmuşmuş. Onun için cumhuriyet, cumhur yani 'halk' ve 'iyet' (aidiyet) eki dolayısıyla 'halka ait' demekmiş. Yani buradan şu anlam çıkıyormuş. Cumhuriyet halk yönetimi değil, halka ait demek olduğundan halk yönetimi olamıyor; yalnızca 'halka ait' kalabildiğinden tutanın elinde kalıyor veeee demokrasi cumhuriyete beş basıyormuş :) (vallahi ben demiyorum, internet sayfalarında araştırınız. Bakınız demokrasi nedir ve sosyolog Toktamış Ateş vesair..)
..... Neden mi?.Efendim gayet basit çünkü Yunanca demokrasi dimos: halk, kratia: yönetim (iktidar) kelimelerinin birleşmesinden oluştuğundan demokrasi 'halk yönetimi' demekmiş. Alın size etimolojik izahâtli demokrasi cumhuriyete beş değil beşyüz basar açıklaması. Cumhuriyetin elinde 'halkçılık' bakın nasıl iğreti kalıverdi değil mi? (Kıkırdıyayım burada)
Oh Allah"ım ben neden cumhuriyetçi kaldım o zaman öfff. Ne olacak halim şimdi. Heh keh..
Her neyse burada benim görüşüm şu demiyorduk değil mi? :))
...
..... Efendim, vah zavallı cumhuriyetçiler.. Batı'dan bakınca cumhuriyetçilik epeyce faşizan kalabilir biliyorsunuz. Demokrasi ise geniş bir özgürlükler diyarının taçlandırılışıdır. Doğrusunu isterseniz Amerika' da cumhuriyetçiliğin ne olduğu değil de Türkiye' de ne anlam ifade ettiğini soracak olursanız..... Yok hayır hiç sormayın çünkü batının kafa yapısıyla bakacak olursak herşey ters yüzdür; mantığımız abuklar, hasta falan oluruz tımarhaneden çıkmamamız hayrımıza olur. Anlamadığım şudur: Niçin herşeyi biz batıdan batıdan düşünüyoruz da şöyle KAHVE höpürdetirken, nargile pöfürdetirken kendi doğulu veya ortadoğulu hadi Türkiye' li bilimsel popomuzdan birşeyler üretmiyoruz (popodan fikir üremez de ondandır).. :P
Demokrasi epeyce bukalemun birşey sanki. Eski Yunan' da 250-300 bin kişilik Atina ve havalisinde savaş esirleri-köleler, kadınlar, çocuklar ve gelgöçler çıkartılınca geriye kalan 30 bin hür (erkekkkk !) vatandaşın tepe tepe hür ve özgür diğerlerinin üstündeki 'azınlık tahakkümünün' adıyken demokrasi, bak şu Tanrı' nın işine ki şimdi dört başı mamur bir yönetim biçiminin adı oluveriyor. Çık işin içinden çıkabilirsen, yok bence tımarhanenin duvarları arkası daha emniyetli orada kalmak daha iyi diyorum. :))
..... Aa durun cumhuriyet demokrat olmak zorunda değilmiş. Mesela Hitler Almanyası,efendim ona benzer ne kadar diktatör-despot, tirani yönetim varsa cumhuriyet adı taşırmış fakat bir demokrasi etmezmişler ki(eee, yani doğru söze ne denir?.. İkinci cumhuriyeti demokratik kurmak el-hak oldu..) aklıma isminin ön kısmında Demokratik Alman Cumhuriyeti olan eski Doğu Almanya geliyor (cumhuriyet Alman demokrasisini yemiş demek, aman zati gomonistlerdi boşver onları :D.. vee ingiltereyi sayma, elizabethhh çok yeşşe kraliçe' mm). Dedim ya etimolojiden yola çıkarsak vay halimize. Kelimeler üzerindeki bilimsel oyun yeri geldiğinde ve işine gelmediğinde kıvırtmasını da iyi bilir, biliriz canımmm :)
..... Biraz ciddi olalım!.Demokrasinin beşiği İngiltere' nin emperyal bir devlet olduğu malumumuz. Ne demokrat kral( kraliçe'm) bu diyebiliriz, emperyal demokrat ulu (great) İngiltere' nin tersten bakınca demokratik emperyalizmi pek hoş gelmiyor göze.. Cumhuriyetler demokrat olamazken, krallar demokrat olabiliyor (yuh olsun sana cumhuriyet)..
Ahhhh sen demokrasi ne bukalemun şeysin böyle, günaha sokacan adamı tövbe tövbe. Başımıza taş mı yağacak beee? :))
..... Allah Obama' nın "demokrat" Amerikası' nın emperyalizmini Bush' un cumhuriyetçi faşist Amerika' n emperyalizminden korusun (dünyanın geri kalan yerlerinde sömürülenlere sırtını dönen ortalama amerikan ahalisinin avuntusu bu kadar olabilir..). Türkiye' nin cumhuriyetçileri de Türkiye' nin dinci bukalemun demokratları gibi demokrat "bukalemun" olamadıklarına yanadursunlar. Dinci demokratlarımıza liberal demokratlarımız lâyıkken Allah "halka ait" cumhuriyetten bizi korusun ve şu halk yönetimi denilen demokrasiyi başımızdan hiç eksik etmesin. Her renge boyaya bürünüyor vallahi. Gece karşınıza çıkınca korkmayın iki kuluvallah bir elham okuyuverin. Ve pamuk elleriyle tokalaşın ki biraz demokratlık virüsü bulaşıversin size de.. :)
...
..... Demokrasi o eski Yunan' ın demokrasisi değil diyen kendime yahu neden yeni bir yönetim biçimi dillendirecek aklımız yok diyen iç isyanım kafa tutuyor !..
.
.
Not:Yazım hamdır yazdığım gibi ekledim. Yazımı düzeltecem, demokrasinin düzelttiği gibi gibi . Bekleyin. <<..seni gidi cumhuriyetçi seniiii.... >>
.
.
....................................................................................
Zafer D..
.
.............................................................................
27 / 05 / 2009

.

22 Mayıs 2009 Cuma

Uzaklara Hasret !..

.
.
 
.....
Uzaklara hasret duyuyorum. Bilmediğim yerlere, bir kaçış.. Uzaklara hasret duyuyorum!.. Yeniden başlamak mı? Evet.. Uzaklara hasretim var. Bilmediğim sevgiliye, içimde yeniden var olmak. Uzaklara hasretim var, uzak kırlara, çocukluğuma.. Uzağım yaşadığım bunca kalabalığa... Uzağım hergün konuştuklarıma, aileme, arkadaşlarıma, sevgili sandıklarıma.. Çokluk içinde yalnızlığım olmalı, "tatminsiz bir hayat adını koyalım". Uzaklara özlemim var.. Uzak özlemlerim..

..... Oradaki uzak arkadaşım benim için değerini bil. Öyle değerlisin ki nefes aldırıyorsun içimdeki karabasana. Sıkılıyorum yaşadığım çevreden, işimden, işsizliğimden, belki kendimden sıkılıyorum; uzak farklılıklar mı aradığım?
..... Uzak dost, çok uzak.. Seslenişim sana. İçimde yarattığımsın belki.. Aradığım özlediğim, hasretim, sevdiğim dost, hayır sevgiliye yakın, kafa dengim, dostlukla aşk arası var'ettiğim.. Hani ki perdesiz çalgımsın, "diyezle tam ses arasında da tını olur farkındasın" işte velhâsılı öylesim.. Macerayı seninle düşlerim; içimdeki serüvenci çocuk, genç düşler taşıyan, ergenlik heyecanları.. Tekrar yaşamak seninle mi mümkün?.. İlk birayı içmek, belki ilk Beyoğlu'nda insanlara bakarak dolaşmak heyecanım, ilk öpüş belki aradığım.. Ama geç çok geç, geç onu çok çok uzak, çok gerilerde kaldı.
..... Neden bu uzak hoşnutsuzluk; neden bu, uzak bana kendiliğim?.. Aradığımı mı bulamamak, bunca yaşamışlıkla; çocukken düşlerim bu değildi biliyorum. Uzak çocuksu düşlerimi özlüyorum, giderek silinerek hayâllerim benden uzaklaşsa bile.
..... Ya işte böyle uzak dost, içimdeki ses, belki bensin "o".. Ya da sensin uzak ama beni anlayan. Yılda bir kez de olsa elimi tutsan uzak hasretlere şehirden şehire, kıtadan kıtaya, galaksiden galaksiye.. Kavuşmamız belki ""SENEDE BİR GÜN"" ; eski bir şarkıda yitip giden hasletlere kavuşmak gibi olsa da buluşmamız.. Sen, ben.. Hayır, yalnızca kendimle ben ..

..... Ve çocuksu düşlerimle hayata asılmak yeniden, tekrar yeniden ..
.
.
.....
"Fakat ne mümkün !.. "
.
.
...................................................................
Zafer D..
.
................................................................12/09/2005
.
.

21 Mayıs 2009 Perşembe

Ben D"ARTANYAN..

.
..... Merhaba.. Şimdi yazacaklarım sizin açınızdan yine yanlış anlaşılmalarla dolu bir yazı olacak farkındayım. Ancak artık bana sinirlenmeden önce "niye böyle yazdın, bununla ne demek istedin?" diye soracağınızı biliyorum.İçimi biraz bu rahatlatıyor.. "Ben D"artanyan", yazımın başlığı bu!.. Biliyorsunuz Alexander Dumas'ın üç silahşörü aslında Athos, Phortos, Aramis'tir.. D"artanyan ise bu üçlü dışında ama bu üçlünün ne onlu ne de onsuz yapabildikleri bir kahramandır. Athos, Phortos, Aramis onu aralarına kabul ederler ama bu farklı bir birlikteliktir. D"artanyan'nın bu üçlü arasında nihaî bir yalnızlığı vardır. Kafa yapısı açısından ona muhtaçtırlar çünkü düştükleri güç durumlardan D'artanyan sayesinde kurtulurlar ama aralarına da tam anlamıyla kabul etmezler onu.. D"artanyan bu üçlünün kara gün dostudur ama içlerine bir türlü sinmeyen ve belli bir mesafede tutulan bir dost..
..... Ben D"artanyan'ım.. Onun gibi yalnız ve belli bir mesafede tutulan!.. Durumumdan şikayetçi değilim böyle anlamayın lütfen. F... Hanım beni D"artanyan'a benzetirken farkında olmadan kendi konumuma uygun nitelendirmeyi yaptı. Bir erkekle bir kadın asla dost olmaz tezim vardır. Karşındaki insanın isteği doğrultusunda itildiğin bir konum vardır ve bunu aştığında kaybedeceğin sürekli hatırlatılır (..bu hatırlatma bir erkekle dost olunacağını söyleyen kadın tarafından da sıkça yapılır.. Bu ilginç bir çelişkidir nedense.. "F... Hanım'ın kulakları çınlasın"..).
..... Ben D"artanyan'ım!.. Bazan keşke eşcinsel bir erkek olsaydım diyorum. Ne yazık ki değilim. Kadınlarla eşcinsel erkek arasındaki dostluk inanılmaz yakındır. Sanıyorum eşcinsel erkek bir tehdit unsuru diye düşünülmediği için kadınlar bu tür erkeklerin yanında rahattırlar, en mahrem yönlerini onlarla samimice paylaşırlar.. Hani şu cola reklamında olduğu gibi "sen BİZDENSİN".. Show Tv'da program yapan A.... bu rahatlıkla kadınların kabulüdür, ""A.... bizdendir""..
..... Ben istesem de istemesem de D"artanyan'ım!.. Nedense yanıldığınız bir nokta var. Çok ender rastlanan bir erkek karakteri var. Sürekli bu farklılığımı vurgulamaktan sıkıldım inanın. İki kız arasında büyümüş bir erkeğim. Ve onların bana öğrettiği çok şey var !.. Çünkü ben kardeşlerimle öylesine yaşamadım. Onların dert ortağı oldum bazan dövüştük ama hep onları anlamaya çalıştım. Ve çok farklı bir annenin erkek çocuğuyum. Asla bana erkek olmamdan dolayı ayrıcalık yapmadı. Babamın "erkek şöyle olmalı, böyle olmalı" baskın düşüncesine karşı çıktı. Sessiz bir destekti fakat bu çok işe yaradı..
..... Ben D"artanyan'ım!.. İstesem de bir kadına bir kadının dost olduğu kadar dost duygularla yaklaşamam ama sınırlar nerede başlar nerede biter bunu çok iyi biliyorum. Ve en iyi tarafım art düşünce taşımadan içimdeki neyse kadın arkadaşıma içten duygularla bunu aktarmaya çalışmak istemem. Bu denli samimi davranmak nedense çokça yanlış anlaşılabiliyor. Ardında sürekli bir imâ arama kaygısını hemcinslerimden çok çekmiş kadınların şüpheciliğine veriyorum. Ben de kadın olsaydım bu derece şüpheci olurdum sanırım..Yine de bazan çok sinirleniyorum "ben size çektirenlerden değilim, neden anlamıyorsunuz onların suçunu ben yüklenmek zorunda mıyım?" diyorum.. Bu kendi içsel tepkim, yansıtmamaya çalışıyorum ama her seferinde " ben bunu kötü birşey imâ etmek amacıyla söylemedim, iyi niyetle söyledim" demek zorunda bırakılmak beni çok yıpratıyor.. Böyle söylemediğim zaman kadın muhatabım ince bir manevra yapıp doğrudan "niçinini" sormak yerine uzak bir tavır koyuyor. Sebep ondan bir şey ummamalıymışım, 'Allah aşkına ben birşey ummuyorum ki diğer erkeklerle karıştırılmaya yeter artık'.. Eğer birşey duyuyorsam bunu açıkça söyleyecek kadar samimiyim, hislerimi saklamam..
..... Ben D"artanyan'ım!.. Çünkü bir kadınla bir erkeğin, bir kadınla bir kadın gibi dost olamıyacağının bilincindeyim. Ancak erkekle kadın sessiz bir sözleşmeyle sınırları çizilmiş bir saygı çerçevesinde olabildiğince dostturlar. Bu sınırı aştığımda muhatabımı kaybedeceğimi içsel bir duyguyla bilirim. Yani hiç bir zaman üç silahşör olamıyacağımın bilincindeyim. Çünkü ben D"ARTANYAN'IM!.. Ne onlu ne de onsuz olunamayan "YALNIZ ADAM" !!!..

.
.
................................................................................... Zafer D..
.
............................................................................ 08 / 12 / 2004
............................................................ (geçmiş zaman yazışmalarımdan..)
.
.

18 Mayıs 2009 Pazartesi

KÜÇÜK BİR KEDİ OLMAK İSTİYORUM !.. "çocuk arkadaşlarımla koşmak.."

.


.... ..kırlarda çocuk olmak!.. Ne güzeldi o günler; alabildiğine yeşil, uçsuz bucaksızdı gözümüzde mahalleler.. Ve herşey bizimce keşfedilmeyi bekliyordu.. Bak, meraklı çağrılarda tabiat, kulak kabart duyuyor musun ağustos böceğinin sesini, bal arısının tekâ (ritmik) vızıltısını ?..
..... Elimizle de koymuş gibi bulurduk tüm muzur belâları, muz'ip.. Çünkü uçurtmalardan yelkenlilerimiz vardı, çalı süpürgelerinden atlarımız, tül pelerinlerimiz vardı omuzlarımızda, tüm keşiflerin sorumluluğu; ciddi minik kâşiflerdik!.. Korkusuzca yol alırdık cesur, tahta kılıçlı akınlarla. Gözlerimiz parlardı, güneşin saçlarımızdan kamaşırdı ışınları. Şelâleler gibi çoşkuyla akardık el ele o arka bahçelerden; gül-hanımeli, ıtır kokulu arnavut taşlı sokaklara..
..... Hesapsız, riyadan arınmış kâlplerimiz vardı.. Kâlplerimiz vardı, kâlpsizlere kalkandı saf aydınlık yüzlerimiz; güneşten parlak bakardık yaz yağmurlarınca kısa ağlamalarımız ardından, anlık mutsuzluklarla.. Ve sonra rüzgârın küçük-serçe kanadına binerdi neş'eyle cıvıl gülüşlerimiz.. "ÇOCUKTUK" bir zamanlar.. ÇOK MASUM'DUK !..

.

.

..................................................................................... Zafer D..

............................................................................... 09 / 08 / 2006
.

.

BEN KELEBEĞİ SEVERİM !..


.
.....Hayatı seviyorum; yaşamak çok güzel, küçük şeylerden zevk almak. Islık çalarak yağmurda dolaşmak ve kola kutularını tekmelemek serseri.. Gökyüzüne yüzümü çevirdiğimde gözler kapalı, bir gülücük, bir kırık tebessüm YILDIZ'dan ardakalan, buruk.. Islanan yağmurla göz kapaklarım sevgiyle nemli..
.....Kara buluttan sıyrılan güneşle "neden bilmem" dudaklarım öpüşür? Ve yeniden bir şarkı çağıldar içimde yaşam sevinciyle. Yıldızın değil de güneşin altında olmak ısıtıyor benliğimi..
.....Islak çimenlerde, koyu portakal rengi kabuklu-siyah puantiye benekli uç uç böceklerinden bir dilek tut, uğurun olsun şaşkın UĞUR BÖCEĞİ, sitemimdir!..
..... Nemli toprak kokusu off, başka bir koku, TAVLANMIŞ TOPRAK KOKUSU bilirsin!.. Gören gözler HİSSEDEBİLİR tırtılın kelebeğe dönüştüğündeki özgürlük çığlığını. NE MUTLU BANA, kelebekçe ÖZGÜRÜM !.. ÖZGÜRÜM !.. Kanat çırparak güneşe uçabilirsin, hayatın kaynağına SEN ya da ben KELEBECİK.. Ben KELEBEĞİ SEVERİM, UĞUR BÖCEĞİNİ DEĞİL !!..

.....Yol kenarında çimenler selamlar beni hafif rüzgârda. Selam, selam benden de "eğilerek"; size de selam eğrelti otu, sütleğen, ballıbaba size de.. Papatya hanım, güleç yüzünüzle bugün ne kadar güzelsiniz !
..... Zıplar hoplar, sevinçle koşarak otlarda kuzucuklarcasına yuvarlanırım aniden. Sırt üstü "biraz ıslak yağmurdan kirpiklerim" pervasız göğe bakarım mutlulukla. Kara bulutları kovalıyor beyaz bulut atı üstünde.. Beyaz atlı şövalye edâsında, takmış kara bulutları önüne kovalıyor da kovalıyor.. Rüzgârla müttefik, rüzgârla sarmaşdolaş.. Güneşse tostoparlak ısırgan yapışkanlığında tenimde, sıcak ısırışları.. Şu bulut gemi, şu çomar, şu lâmba cini değil mi? Parmağımla gösteriyorum çocuk haykırışlarla göğü, beyaz bulutlar..
..... Uzayan yorgunluk, bir an içim geçiyor ve yüzüme bakmayıp da içim giden o uzak sevgiliyle iç titreten öpüş.. BU BİR RÜYÂYDI !.. Yıldızların altında da değilsinnnn UYAN.. Güneş gözlerime hayat veriyor; silkiniyor, mahmur kalkıyorum özür dilercesine ezdiğim çimenlerden. Kuşlar çığlık çığlık kalkışımı alkışlıyorlar ya da ben üstüme alınıyorum açıkçası. Ellerim havada, sağ olun sağ olun tezahürat istemez diyerek abartılı reveranslarla selamlıyorum hayatı.. Yine çoşkuyla, o sevda şarkısı içimde çağıldayarak yola koyuluyorum ıscacık güneş altında. O gece YILDIZ'ı bur'sa da beni !..
.
.
.........................................................................Zafer D..
.
................................................................. 02 / 01 / 2006
.
.
.