21 Kasım 2009 Cumartesi

Mutsuz hayat..


.
......Hayattan fazla şey ister olduk.Fazla özgürlük ister olduk,fazla ilgi, fazla sahiplenmek, . fazla düş.. Oysa eskiden bir soba etrafında ısınmak,radyo dinlemek, arada sohbet etmek bizlere yetiyordu.Kırmızı seksi iç çamaşırları almıyorduk ilgi çekmek uğruna ya da sahte doğum günleri-kokteyller düzenlemiyorduk.Sahte arkadaşlıklar,sahte dünya fantazileri,istekler,istekler,istekler peşinde değildik.Ev işi kurabiye,dalından koparılmışcasına manavdan alınan bir kilo elma,gece yorgun eve gelen evin beyinin suskun varlığı bile bizi mutlu ediyordu ailece..SAHİ NE OLDU BİZE? . Ne oldu O MUTLU GÜNLERE?.. Kabahati başkasında ararken yoksa yoksa, . "BİZ MİYİZ KUSURLU ?!"..


.

15 Kasım 2009 Pazar

Adı Lokum ..

.
.


O, bir Siyam Prensesi



...... Siyam Prensesi '.miz yedi yaşındadır,bebekliğinden beri bizimledir ve ailenin gül'üdür.Yediği önünde yemediği ardında,özel doktorlu,kuş tüyü yastıklı,geniş teb'alı (bizler),bir dediği ikilenmeyen fakat o derecede sâkin,mûnis,nâzik ve terbiyelidir majesteleri.Gerçekten böylesi mırnavv pek görülmemiştir.Çocuklara çok iyi davranır, şevkâtlidir;eziyetlerine dayanır,sabır âbidesidir.Tırmalamaz,ısırmaz,şımarık değildir,titizdir,temizdir.Yaramazlık aklının köşesinden geçmez.Tam bir asilzâde, hanımefendidir. . . :)



..... Kendi anlatısına göre Siyam Krallık Sarayı'nda . (bugünkü Tayland). yaşayan büyük büyük büyükannesi bundan bir yüzyıla yakın bir zaman öncesi mürebbiye(öğretmen)Anna ile İngiltere'ye dönerken İstanbul'a uğramış ve Osmanlı Saray'ına iltica ediveren bir öz bir üvey iki yavrusunu Türkiye'de bırakmak zorunda kalmış.Böylece bizim Lokum bir saraydan çıkıp diğer saraya kapağı atan bu iki kuzeninden günümüze gelmiş.O zamanlardan ailesinden kendisine miras kalan yandaki resmi rica minnet bir tas mamaya fit Lokum'dan zor aldım.Resimde mürebbiye Anna ve Siyam Kralı dans dersinde görülüyor. (fotoğrafçı epey iyi çekmiş yaaa, renkli bi de) :))
..... Valla bana böyle anlattı,ben Lokum'un yalancısıyım.Hatta Osmanlı Saray maceralarını,haremi bir bir ninesinin dilinden bir anlatıyor ki maşşallah yani bu kadar atıp tutulmaz ören bayan yumakları. Hah hah haaa.. . :P
.

1 Kasım 2009 Pazar

Herkes öldürebilir sevdiğini !!!

.

Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!
.
Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken öldürür;
Şehvetli ellerle öldürür kimi
Kimi altından ellerle öldürür;
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.
.
Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar, kimi de satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
Herkes öldürebilir sevdiğini
............ Ama herkes öldürdü diye ölmez (sevgi)!!!
.
Oscar Wilde
.
.

30 Ekim 2009 Cuma

Sevda Bir Peridir....

.
.

video.
.
..... Birini sevmeye hazır gidersin. .Ben hep öyle gittim ona. .Adı aşk mıydı?.Tabii ki hayır...Fakat sevmeye hazır gitmek de aşkda çok yollar kat'etmek değil midir?...Sevda düşleriyle yola çıkmaz mı insan?.Onca yolu bir kuş gibi bu hayalle aşmaz mı insan?.Bir sevdalı göz görmek, .bir tatlı ses duymak emeli değil midir kalbinin?..
.
.

5 Ekim 2009 Pazartesi

Gittim saçlarından yakaladım; "yirim kız seni, sarı SONBAHAR" :))

.
.
..... yağmur vardı yazlık'ta
..... ruhum sıkılıyordu
..... dedim ki : " Ne yapayım yâr"
..... terasda poz verdi nar,
..... öyle istedi
........................... " ne yapabilirim?.. " :))
.
..


.
.
.....sonra,
.... bahçede bir kaç güzel
.... poz çektirdi armutla.. . :)
.


.



.
.
.....saksı narı "benim neyim eksik,
.....hep büyük ağaçlar mı çekilecek?"
.....dedi,"küserim çekmezsen"
.....İsteğini yerine getirdim
.....Sevinç'len.. . :)
.

.

.
......armut ağacı mahsundu
..... söz bırakmadım, . gittim
..... çektim hemencik onu da
..... aceleylen.. . :)
.
.
.....çiselerken yağmur

.....gökten üç damla düştü
.....
üç armut yaprağından
.....kayarak ay saçıma,
.....ay gözüme
.....derken burnum
.....ah ben bugün
.....doğa ana'yla..
.....çok mutlu oldum ! . :))
.
.
.
................................................... Zafer D.
.
.

1 Ekim 2009 Perşembe

Geçici bir resim..Demir maske..aman DEMİR KAPI diyecektim

.
.
..... Domates ,biber,patlıcaANN :)) . . . (gelecek yıl bu arazi yemyeşil olacak inşallah)
.
.

..... El işçiliğimle Demir Kapı'm :))
.
.


.

.
.

.
..... Kapı aralık olduğu için böyle(eğri gibi) gözüküyor.Menteşe yerine kelepçe ve kapıyı kelepçeye bağladığım tel kullandım.Demir dış çerçevesi inşaat demirinden bükelerek ve araya çit kafes teli gerilerek kapı tamamlanmıştır.. Güneş alnımda, terden mahvolduğumu söylemeliyim.Tembel oturanı Allah sevmezmiş!!!
..... Sonbahar Mevsimi çiftçiler için hummalı bir hazırlık ve çalışma dönemidir.Ve evet çalışıyorum.Bu arazi adam edileceeeek.Başka yolu yooook. Herşeyi babamla birlikte yapıyoruz.Su deposu,su boruları,elektrik işleri,demir kapı ardındaki yola döşenen çinileri (araziye 120 metre antikron üstelik elektrik boru muhafazası içinden geçirerek ;sigorta,elektrik anahtar bağlantıları vesair
biz döşedik ..Bu arada babam 80 yaşındadır).Herşey elimizden geliyor alimallah,nazar değmesinn..Çekilin yoldannNNNN.. . :))
.
.

19 Eylül 2009 Cumartesi

Necla..

.

..... Eskiden Bakırköy'de evimiz vardı(hâlâ var).Ablam oturuyordu ve ben oraya sık giderdim.Bakırköy İstasyon Meydanından son durak otobüsleri kalkar Mecidiyeköy'e.Otobüs beklerken durakta iki genç kız gördüm.Çevreyle fazla ilgilenmiyorlar fazlaca hareketliydiler.Birbirlerini yanaklarından sıkça öpüyorlar.Biri epeyce uzun boyluydu diğeri ise kısa.Kısa boylu olan otobüse bindi cam kenarına oturdu(sanırım Bahçelievlere gidiyordu).Bulunduğum duraktan onları izliyorum.Sanki iki aşık gibiler,uzun kızcağız aşağıdan pencereye atlıyor sık sık.Ellerini pencerede biri içeriden diğeri dışarıdan birleştiriyor,arada cama öpücükler atıyorlar.Gerçekten abartılı fakat bir o kadar da hoş bir görüntü.Sanki diğer kız tren istasyonundan başka şehre gidiyor,son görüşmeleri uzaklara birini yolculamak gibi..Ve birden birşeyi farkedemediğimi gördüm.Bütün bu abartı ve çoşkulu sevgi gösterilerinde tek bir ses dahi yoktu.O zaman anladım ki bu iki genç kız sağır (ve dolayısıyla dilsiz).O sessiz kendi dünyaları içinde bu saf ve temiz kardeşten öte çırpınış gözlerimi yaşartmıştı.Diğer insanlardan farklıydılar ve bu ortak farklılıklarının yakınlığı her akşam aynı yolculama ve sevgi çırpınışlarına yol açan üzücü bir kendini paralamayla saatlik ayrılığa bile dayanamama hali ortaya koyuyor olmalıydı.
..... Her şakada yarı gerçek payı vardır.Bir an bana söylediğin şeyde gerçek payılık olabileceğini düşündüm(4 yıldır seni hiç görmediğim için).Eğer öyleyse bunun benim için zerrece itici yönü yok.Bu tür bir (sence)eksiklik tam tersi sana, şahit olduğum bu olayda olduğu gibi ancak kişinin dikkatle süzebildiği takdirde, kişiliğine olağanüstü artılar yükleyebilir,insani olgunluğunu üst düzeylere taşır.Böyle bir engelin varsa bunu kompleks haline getirmeni istemiyorum çünkü benim için hiçbir önemi yok,bunu bilmeni isterim. Nice sağlam görünenlerde nice vahim eksiklikler varken..Sevgiler
.
.
....................................................................... yazışmalarımdan....
......................................................................... 19 Eylül,15.01
.
.

17 Eylül 2009 Perşembe

Ve o bir hayalet şimdi..

.
.....
Patric Shwayze vefat etti. Üzgünüm.. . Ölüm nasılsa bulacak bizi birgün,nerede ve nasıl bilinmez ama mutlak bulacak. .
..... Azrail'i hiç bir zaman elinde tırpan,korkunç giysileriyle kapşonlu, gölgelerdeki yüzüyle ürkünç bir varlık olarak düşünmedim. Tam tersi başka bir dünyaya geçmenin şaşkınlığıyla yönünü bulamamanın telaşındaki bizleri elinden tutan karşılayıcı,kibarlığıyla yol gösterici, danışma bankosunun gerisindeki o şık giysileri ve güleç yüzündeki sıcak tebessümüyle halkla ilişkiler duayeni bir zat kafamda şekillenen.. . Dilerim bu seyahatinde ona, böylesi güzel bir filmde rol alan insana bütün sevecenliğiyle yol gösterici olmuştur.. . Allah'tan rahmet, . yattığı yer cennet olsun diliyorum.. . Teşekkürler Patric Shwayze,bu ruhsuz dünyada "inadına" aşk denilen duygunun ne işe yaradığını bize bir defa daha anlattığın için.. . Yaşadığım sürece seni hiç bir zaman unutmayacağım !
.
.

10 Eylül 2009 Perşembe

Heyy çocukkk.. GEL OYNAYALIMM :))

.


.
..... Yazlık bahçesinden, . yeğenim Asya'nın cücesi.. . Kulakların çınlıyor mu küçük prenses? . Aklımızdasın. . Sevgiler

.

1 Eylül 2009 Salı

Doğu Kültüründen bir çiçek ..GÜL HATMİ !.. :)

.
.
.....
Veya Japon ya da Çin Gülü deniyor. Yazlık bahçesinde şu sıralar açmaya başladı.Üç metre kadar boylanabiliyor.Daha geniş bilgi için aşağıda vereceğim link adresi üstüne tıklayınız :)

http://www.agaclar.net/forum/showthread.php?t=1707
.



.
...................
.
.
..........................................
.
.
.................
.
.
Burada da o şiir'de üstüne devrileyim dediğim GÖLGEMİ görüyorsunuz.Resim çekerken silûetim çime düşünce dikkatimi çekti.Ben devrilince önce gölgeme dolayısı ile çime düşeceğim demek. . "Yaa bak hiç bunu hesaba katmamıştım yafu benNN ".. (Şaka diyorum,sahi mi sandın?) . :))

.
.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

SERAMİK DÖŞEDİM YOLLARINA :P

.


..... " Seramik döşedim yollarına.. " . :)
..... Şaka bir yana geçen hafta kızkardeşimin mutfağına seramik döşemiştim.İşte mutfak, işte döşediğim seramikler.. . Seramik derzlerini derz dolgusuyla dolduran Eniştem Koral'a ve bu işte ona yardım eden kızkardeşim Seçil'e teşekkürü bir borç bilirim. :). Ardımızdan evi kızkardeşimin temizlediğini ayrıca belirteyim, . biraz söylendi galibaaa... " o kadarcık oluversin değilmi ama" .. :))



























.

.

.

..... Resim birleştirme programı ile resimler birleştirilmiştir. . Mutfak (üst-alt) dolapları ve tezgâh geçici olarak konmuştur belirteyim. . Perde-merde'lerden belli değil mi zâtî ? :))
.
..... Yeni dolaplar bilahare alınacak !
.

.
.

.

25 Ağustos 2009 Salı

14 Ağustos 2009 Cuma

Ve evet YAZLIK AİLE EVİMİZ..(Baba,anne,kızkardeşler ve enişte'm ile oturduğum..)

.
.





..... İki tam kat ve çatı katı.. . Ve bahçeeee.. . Oh bahçenin bir köşesinde büfe var.. . Ve MARMARA DENİZİ göz alabildiğince...


..... Denize yürüyerek gitmek isterseniz bahçe kapısından denize bir yol genişliği geçin işte kumsal.. . Çatı katı terasımız epeyce büyük ve manzara muhteşem.. . Fakat denize girmiyorum,gençken çok girdim bende büyüsünü kaybetti. . Ben bahçeyi severim !.. . :)
.




.










.
.
.
.



















.
.

.
.






.








.
.











.
.
.

11 Ağustos 2009 Salı

8 Ağustos 2009 Cumartesi

olmak..

.
.............
..... Ve kadının eşitlik kaygusu: "- . en azından bana denk olmalı"
..... Kim kime denk ki Allahaşkına?.. . Alınteriyle üç beş kuruş kazanan erkeği horlamanın yolu da bu olsa gerek.. . Cebindeki liraların fazlalığıyla tartılan karakter!
......Mertlik, . saygı, . ciddiyet, . ahlâkî tutarlılıkla "utangaç bir içtenlikle" babayiğitlik; . cüsseye-fiziğe, . anatomiye, . estetiğe saplanmadan. . Erkek gösterişle değil içinde yeşerttiği erkek saygınlığıyla değerlendirilmeli. . Velev ki olsun dünyayı değiştiremeyeceğini bildiği halde boş konuşsun, . boş ama saygın bir ideale sahipse bu bile yeter diyorum. . Dilenci görünüşüyle dilenmeden yaşamak değil mi dik durmak, . erkek olmak? . Bir çorba tasa muhtaçken " karnım tok sağolun muhtaca verin" demek değil mi izan sahipliği? . Kendin olmak değil mi saygınlık? . Aynada gördüğün yüze, . kendine saygı duyman değil mi ADAM OLMAK?..
.
................................................................................
Zafer De..
.
.
.

6 Ağustos 2009 Perşembe

anılarımı yaktım gitti...çünkü..

.


.
hayır, . hiç.. . ama hiçbir şeyden
hayır, . hiçbir şeyden pişman değilim
bana yapılmış iyilikler ve kötülüklerin
hepsi aynı bana
hayır, . hiç, . ama hiçbir şeyden
hayır, . hiçbir şeyden pişman değilim
ödendi, . süpürüldü, . unutuldu.
geçmişten bana ne!
....

anılarımı yaktım gitti
artık acı ve zevklerime ihtiyacım yok
aşklarımı tremololarıyla beraber süpürüp attım
sonsuza kadar sildim:
"elde var sıfır".
....

hayır, . hiç, . ama hiçbir şeyden
hayır, . hiçbir şeyden pişman değilim
bana yapılmış iyilikler ve kötülüklerin
hepsi aynı bana
hayır, . hiç, . ama hiçbir şeyden
hayır, . hiçbir şeyden pişman değilim
çünkü yaşamım,
çünkü zevklerim
SENİNLE BAŞLIYOR BUGÜN !
.
.
Edith Piaf
.

2 Ağustos 2009 Pazar

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Ayrılmalıyız artık...Aşk yalan inan bana,perişan hep gönüller..





.................................................................. İcra: Emel Sayın
......................................................... Güfte ve Beste: Teoman Alpay

Artık iki yabancıyız, ne kadar güç olsa da..

.




.

yollarımız burada ayrılıyor

artık birbirimize iki yabancıyız

ne kadar acı olsa,

ne kadar güç olsa

her şeyi evet her şeyi unutmalı'yız

....

hiç yaşamamışçasına, hiç sevmemişçesine

unutursun o günlerimizi, gecelerimizi

0 günlerce gecelerce, sevişmelerimizi

....

her kederin tesellisi bulunur

insan ne kadar sevse, unutabilir. !

mevsimler gelir geçer,

yıllar geçer,

sen de unutursun bir gün gelir

....

her şeyi evet her şeyi, her şeyi unutabilirsin

hatta bütün yazdıklarımı, satır satırını

kalırsa içimde bir derin sızı kalır

kalırsa içimde bir derin sızı kalır

.

.

Söz:Ümit Yaşar Oğuzcan

.Beste:Timur Selçuk

.

31 Temmuz 2009 Cuma

SEN.. dilimde sitem,kalbimde ateş,gözlerimde nem..

.


.
sen, . dilimde sitem

kalbimde ateş

gözlerimde nem

gel, . bitsin bu özlem

sensiz şu dünya

bana cehennem

....

yeter beklediğim, . bir sabah ansızın çık karşıma

benim ol bugün, . yarın ve daima

en ölmeziyle sevgilerin gel atıl kollarıma

benim ol bugün yarın ve daima

....

gel, . bitsin bu keder

başlasın artık

en güzel günler

sen, gelirsen eğer

o birgün bana

bir ömre değer

....

yeter beklediğim, . bir sabah ansızın çık karşıma

benim ol bugün, . yarın ve daima

en ölmeziyle sevgilerin gel atıl kollarıma

benim ol bugün yarın ve daima

.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Timur Selçuk

Selim Selçuk

.

.

30 Temmuz 2009 Perşembe

SUS..

.





.................. Sus Duymasın,nasıl ağladım beni terkedip gittiği zaman..

...................................................... Hümeyra



.

19 Temmuz 2009 Pazar

HERGÜN SEVGİ, SADAKÂT VE DOSTLUK GÜNÜDÜR...!


.
""14 Şubat sevgililer günü mü?..What is it?..""
.
....."Onları ilk defa sesleriyle farketmiştim; . derinden gelen gu'guk sesleriyle bir çift kumru ailesi . ! . "..
.... Beşyüz metrekarelik küçük bir bahçeye sahibiz. . Bu küçük çimlendirilmiş bahçede de vişneden başlayan.. . ayva, . incir, . şeftali, . zeytin, . ceviz, . fıstık çamı ağaçlarıyla gül, . manolya, . sümbül, . sardunya vesair gibi birçok çiçek çeşidiyle birarada dingin bir yaşantımız var. . Şimdi bu yaşantıya iki de gri-kahverengi kumru eklenmişti.
.....O sabah kahvaltısında babamın küçüklüğünden kalma kumru tekerlemesini bize öğretmesiyle onları daha da fazla benimsemiştik. . Ne döküldüyse, . kumrular birbirlerine seslenerek için için onu söylerlermiş meğerse bizlere!.. . ' Kim döktü.. . sen döktün.. . ben döktüm.. . o döktü.' yle ilgili teferruatını pek hatırlayamadığım masalsı hikayecik de anlatmıştı babam.
.....Bahçemizin alıştığımız dört ayaklı bir de müdavimi vardır. . Her sabah kısa kolaçanına gelir ve geldiği gibi de gider, . tasmalı tekir kedicik. . Ben onun bahçe etrafını çeviren neredeyse boy hizasındaki kafes telden nasıl içeriye girebildiğini bilemiyorum. . Zararı olmadığı, . hâttâ arada kendisini sevmemize de izin verdiğinden bu kısa ziyaretlerinden pek şikayetçi olmazdık;. tâ ki kumrulardan birini ağzında görünceye dek!..
.....Yerimden nasıl fırladığımı bilmiyorum. . Ayağımdaki terlikleri üzerine atarak diğer yandan da avaz avaz ürkünç sesimle bağırırken, . kendi keskin haykırışlarımla kulaklarım yırtılmıştı. . Annem . "ne oluyor?" . diye heyecanla terasa çıktığında, . kedinin kaçarken perperişan bıraktığı kumrucuk elimdeydi. . Mecalsiz çokça hırpalanmış hali, çevrede ona ait tüylerle mücadelenin zorlu geçtiği anlaşılıyordu. . " Birşey yok anne, . kedi kumruya saldırdı " . dediğimde annemin mutfaktan terasa elinde bir kap suyla döndüğünü ve
. " biraz su içir " . diye seslendiğini hatırlıyorum. . Kuşun bir yerinden kan sızıyordu ve bunu anlamak için tüylerini karıştırıyordum. . Küçücük kalbi deli gibi atıyordu. . Kedinin elinden kurtulmuştu, . şimdi devasa devin elindeydi ne de olsa; . su içirip rahatlamasını sağlamak bana da makûl geldi.
.....Telâşla camlarla kapalı terasa elimde kumru ile girdim, . annemin yere koyduğu su kabının yanına kumruyu bıraktım; . ayağa kalkamıyordu. . Tekrar elime alıp kaptan avucumun içiyle aldığım suyu gagasına değdirdim; . içip içmediğini bilmiyorum, . giderek sakinlediğini hissediyordum. . Kanın geldiği yeri de bulmuştum, . boynundan geliyordu. . Yapabileceğim birşey olmadığına kanaat getirerek aceleyle giyinip veterinere götürdüm. . Hekim görünürdeki yaralarını sardı ama iç kanaması da olabileceğini söyleyerek beni endişelendirdi. . Ne yazık ki verilen ilaçlarla bakım da fayda etmedi ve birgün yaşayan kuş öldü.
.....Yatak odam ikinci katta, . bazan iki kumru mermer pencere denizliğinin dış kısmına konar ve ötüşleriyle beni uyandırırlardı. . Kumrunun ölümüyle biten bu güzelliği arar olmuştum.
.....

..... Bahçedeki olağan çiçek bakımı işleriyle uğraşırken epeyce sardunyanın topraklarını yenileyerek saksılarını değiştirmiştim. . Ortalık öbek öbek saksılardan boşaltılmış eski toprak ve eski sardunya dallarının budanmış artıkları ve istemeden kırılmış sardunya çiçekleriyle dolu idi. . Öğle yemeği için herşeyi olduğu yerde bırakıp annem seslendiği için yemeğe gittim. . Yemekten sonra birkaç saat yemek sonrası dinlenme ve ağrıyan belim için ikinci kattaki yatak odama çıkıp kendimi . "üstümdekileri çıkartıp" . yatağa bıraktım. . Açık olan pencereden İlkbahar mevsiminin güzel ıtır kokulu rüzgârı ve sıcacık güneş giriyordu; . kısa daldığım uykudan rüzgârın beni üşüten serinliği ile uyandığımda penceredeki kumru dikkatimi çekti. . Hayretle uyku sersemi yatağımda oturdum. . Pencerenin açık kasa doğraması üzerine tünemiş ve ağzında çiçekli bir sardunya dalı bana bakıyordu. . Yatak kenarında oturur vaziyette ona bakarken ne süre geçtiğini bilemiyorum, . belki beş-altı dakika karşılıklı öylece bakıştık. . Ağzındaki sardunya dalını odamın iç kısmındaki mermer denizliğe bırakıp tünediği pencere kasasında dışarıya döndü. . Uçup gitmemesi için yerimden kıpırdamaya cesaret edemiyordum. . On dakika kadar orada kısa gidiş gelişlerle ve başını hindivari hareketlerle sallayarak dolaştı ve ansızın uçuverdi. . Koşarak pencereye gidip açık cam kanadından sarkarak, . elimde bana bıraktığı çiçek, . uçuşunu seyrettim; . onu son defa onbeş gün sonra ölmüş halde fıstık
çamının dibinde bulacağımı bilemeden!..
.....Bağlılık.. . sevgi ve dostluk duyguları.. . işte böyle! . Ve o günün Ondört Şubat olmadığını söylemeliyim . !
..

.
.
...................................................................................................Zafer De..
.
........................................................................... (gerçek bir yaşanmışlıktan.. Hâtıra't)
.
.....................................................................................................2005
.
.
.
.


23 Haziran 2009 Salı

....

.
....
BİR SİGARA DÜŞMANINDAN !...
.....
Sigara niçin içilir? . Hayatımda ağzıma sürmediğim birşeydir. . Ve açıkçası anlayamam da . . Bir insan yaşamak için suya, . yiyeceğe ve evet temiz bir havaya ihtiyaç duyar ama sigara bu zorunlulukların arasında yoktur. . Havayı öyle kirletiyor ki tek bir sigara 12 metrekarelik bir alanı rahatsız edici hale getirebilir(30 metreküplük bir odayı)...... Eskiden haftada bir gece Ankara-İstanbul arasında zorunlu gidip geliyordum. . Koca otobüsde beş kişi sigara içer kırk kişi o havaya tahammül etmeye çalışırdık çoluk çocuk, . genç yaşlı.. . Kimse müdahale edemezdi çünkü azınlığın baskın tahakkümü altındaydık kavga çıkardı, . kimse de müdahale edenin arkasında olmazdı.
..... Amerikan Başkanı Clinton"a minnet borçlu olmalıyız çünkü sigara yasağını getiren kişilerden biridir. . Bu etkiyle bizde de yasaklamalar başladı. . Gerçi ne derece uyuluyor? . İnsanların zevk için sigara içme cinnetine bir türlü akıl sır erdiremiyorum. . Dilerim birgün sağlıklarının kendilerine Tanrı.'nın bir hediyesi olduğunu farkeder, . en azından başkalarının sağlıklarıyla oynamama saygısına sahip olurlar.
......Pasif içici durumunda bırakılanlar sigara içenlerden daha fazla tehdit altındadır !
.....Hayatım alerjik rahatsızlığım dolayısı ile iğne yemekle geçti. . Sigara dumanı beni kalp krizi geçirecek noktaya getirir, . tedavi olmama rağmen yalnızca bir saat o ortama dayanabiliyorum. . Bebeklerin, . yaşlıların, . hasta insanların halini siz düşünün!.. . Bu yüzden çok kavga ettim. . Sigara yasağının ilk yıllarında bir seyahat sırasında otobüs şoförüyle bu yüzden kavga ettik. . Adam koca otobüsde kimse içmezken fosur fosur başladı sigara içmeye. . Müdahale ettim, . muavin . "o şoförün hakkıdır " . dedi. . Gittim adamın yanına . " yasak değil mi ? " . dedim bana kafa tuttu. . Otobüsten inince yazılı şikayette bulundum. . Yetinmedim firmaya def'aten faks gönderdim, . telefon ettim ama sonuç çıkmadı. . Yabancı bir ülkede iki dakikada işine son verilir. . Amerika"da böyle bir olay yaşandı, . iki Türk turist şikayet ettiler ve firma anında özür diledi, . şöföre işten el çektirildi. . Ve bu iki kişiye bir haftalık bir tatil jesti yapıldı....... Hak aramak ne yazık ki Türkiye"de kelleyi koltuğa almaktır. . Haklıyken haksız duruma düşersiniz. . Ve evet, . herşey eski hamam eski tas kalır, . Avrupa Birliği"nin zorlamasından medet umarsınız. .Sanki bizim kafamız çalışmıyormuş gibi direktifleri onlardan alır duruma düşersiniz. . Çünkü sopa gösterilmesinden anlayan bir insan yapımız var, . aklın ürettiği mantığın yol göstericiliğinden değil !...
.
............................................................................
Zafer De..
.
........................................................................
15/03/1998
.
.

22 Haziran 2009 Pazartesi

...

.
.
............... AŞK !
...... Aşk, . bir arayışın adı değil mi zaten?.. . Her aşkı buldum deyip kaybedişinde insan, . aslında gerçek aşkını bulamadığının da farkına varmıyor mu?..
..... Aşk, sevgiyle taçlanır. . Ve sevgi varsa ayrılık asla olmaz. . Seven insan araya ayrılık koyarak sevdiğine acı çektirmeyi düşünebilir mi hiç?.. . Seven acı çektirmez; . mutluluğu karşılıksız sunar sevdiğine!..
..... Aşk.... . bulut üstü gibi, . yani... . orada şimşekler çakıyor ve kasırgalar var. . Bazan aniden güneş açıyor, . bazan dolu yağıyor, . bazan kış soğuğu ama duygular sanki mevsimlerin hepsini aynı anda yaşıyor gibi... . kalbi durup dinlenmeden koşuyor; . bir o buluta, . bir bu buluta, onunla... .hep onunla, . hep onunla.. .
Öyle ki bazan yorgunluk duyuyorsun, . ama bitince gökyüzünden yere düşmüş yağmur damlası gibi ıslak ve ezik oluyorsun; . sızıntı, . sürekli sızıntı. . İçinde durduramadığın bir sızıntı-akış oluyor; . ağlayan, . kan damlayan bir yerin.. . Kalbi'. n . !!!.
.
............................................................................ Zafer De...
......................................................................... 08/05/2006
.
.


21 Haziran 2009 Pazar

.
.
.. .
.....yıllarca beklersiniz, . ahhHH.. ." SİZ KADINLAR.". !..
.
..... Neden kadınlar ayrımcılık yaparlar?.. . Ve neden önce bu ayrımcılığı HAYÂLLERİYLE YAPMAYA BAŞLARLAR!?
..... Uzun boylu, . yakışıklı, . eee olursa iyi gelirli ve sportmen vücutlu... . HAYALİMDEKİ ERKEK işte oOoo! .. :)).. Ben onla evlenicem, . ben onla evlenicem, . ben onla belâmı bulcammm.. . Bu genç kızlık hayâli bile bir ayrımcılık değil mi yani insanlara yönelik?.. . Kısa boyluysam ne yapayım yaa, . TANRI ÖYLE YARATMIŞ işte!..
..... Ablam 1,50 boyunda ve onun da genç kızlık hayali uzun esmer ve de offf yani yakışıklı ki demeyin . İTALYAN ARTÖR GİULİANO GEMMA gibisi olmalıydı mutlaka (bir zamanların İtalyan tarzı western fimlerinin yakışıklısı Giuliano, . CLINT EASTWOOD".un esmeri bir yakışıklıydı kerâta)... . Ve evet yakışıklısını buldu sonunda başına.. . Esmer, . uzun ve de GEMMA benzeri (hay bulmaz olaydı, . neyse karıştırmayalım oraları!.)..
..... Düşünebiliyor musunuz?. Uzun olan genç kız, . uzun erkek ister;. kısa boylu genç kız, . UZUN BOYLU ERKEK ister !!!.. . Kısa boylu erkek . "kısacık ben " . ne yapsın kardeşiimmm? .
..... Ah sizi uslanmaz AYRIMCI, . IRKÇI KADINLAR.. . Hayret birşeysiniz vallahi ! ?.. . :))
.
.
.......................................................
Zafer De..
.
................................................... 24/04/2006
.
.

Çocukluğumun ölümsüz şarkılarından..NEŞELİ GÜNLER filminden (seyrettiğim yıl: 1967)

.
.
.. . The Sound Of The Music .(filmin orijinal adı) ..
.
http://www.dailymotion.com/relevance/search/Sound+of+Music+%7C+Central+Station+Antwerp+%28Belgium%29/video/x9c0qn_cassez-la-routine_creation
.
.

15 Haziran 2009 Pazartesi

İMDAATTTTTT..



.
.. . KÖSTEBE'cik . ..
.
.
..... Bahçemizde bir köstebek var. . Bütün yaz onu bahçeden kovalamaya çalıştık ki bir önceki yaz öldürmeye kıyamayıp babam ensesinden yakalayıp onu bahçeden atmıştı. . Akıllanmamış veya yakın akrabalarına söylememiş olabilir; . zirâ günahını almayayım kendisi değil de eşi, . dostu, . amcası ne bileyim bir başka köstebecik olabilir şimdiki.
..... Aman off yaa,. her yer tümsek oldu ama en çok diktiğim yer elmalarına yanıyorum. . Hepsini yemiş.. . "Eeee yeter ama köstebecik" . dedim ve evet bendeniz çok kızdım. . "Olmaz canım böyle şey, . kardeşçe geçinmek varken sen nasıl benim yer elmalarımı yersin?". . Sanki duymamış gibi karşıma geçip. "Ohh tadı çok güzeldi" . demez mi çimler arasından yüzüme bakıp (yaa o körmüş meğerse ben baktı sandımdı, . köstebekler kör olurmuş nereden bileyim)!.. . İşte onunla kapışmamız bu karşılıklı bakışmayla başladı!..
..... Neler yapmadım ki önce onun bütün yuva çıkışlarına hortumu dayadım. . "Al bakalım yıkan bir, . SENİ PİSLİK TORBASI" .dedim ama bir deliğe eğilmişken diğerinden çıkıp uzun dişleriyle karşımda birşeyler çiğniyor. "hııımm nefis" .diyor .. . Hayır alay mı ediyor bu benle, . bileyim yani? . Çok kızdım diyorum çooookk .!..
..... Koşup evden koca tüp-gazı getiriyorum, . bir çiftçinin bana verdiği akıl .(eeee akıl da çok olunca, . bendeki de akıl yani; .git sersemce ondaki akla takıl), . köstebek deliğine sokup tüp hortumunun ucunu, . açıyorum tüpü; . başlıyor gaz yuvaya gitmeye.. ."Ohh şimdi gazdan boğul da gör gününü!"..
..... Yan komşu itfaiyeyi çağırmış gaz kokusundan, .ellerim arkada birşey bilmiyormuşcasına dolaşıyorum masum pozlarla bahçede..."Aaa evet ben de duydum kokuyu, . ne buldular".. . "Valla aradılar ama birşey yokmuş" .diyor komşum.. .Öff ucuz atlattım, .az kalmıştı sabotajcı damgasından içeri girmeye... "(sinkaf)GırRRRR"
..... Ertesi gün yine çimlerin arasından başını uzatıp bana bakıyor köstebecik. . "Allah'ım nedir günahım" derken moral çöküntümü gidermek için savaş dansları yapıyor, .göğsümü yumrukluyorum. ."Bu savaş burda bitmezzz, .yarın göreceksin"... .Su birikintisindeki aksime bakıp yüzüme geçmiş ilâhların savaş boyalarını sürüyorum... ."Yaa pis pis sırıtıyor mu bu bee, .yine geçmiş karşımaaaAA.!?".. .( devamı gelecek hafta )
.
.
............................................ ... .........
Zafer De..
.
.......................................... .. ...... ....
20/04/2007
.
.