7 Ocak 2012 Cumartesi

.
gecenin bu vakti ne yazılabilir
yapış gözlerle
çızık hülyalara " ey yolcu !"
kıvrılır yolun sonu, sisli

soluk sokak lambasına
havlayan köpek sanki suçluluk
kadehte titrek hale, hale'm
acılı, aynada gördüğüm
saçları kazınmış eşkiya kör
kör usturadan da kör
göz göz nemli,
kanayan yara'm..

Zafer D


1 Mart 2011 Salı

31 Aralık 2010 Cuma

24 Kasım 2010 Çarşamba

hop oynayı oynayı..

.. Bahça'da PEMPE DOMAT ... :)



..... Geçen yaz pembe domates dikme imkanım oldu.40 tohum yazlığın camlarla kapalı terasında fideye dönüştü.Tohumları nasıl diktiğimi, nasıl fideye dönüştüklerini uzun uzadıya anlatmanın manası yok bence.Toprağa ne düşüyorsa gereğini yapıyor toprak ana. Sanırım önemli olan onları erişkin, sağlıklı birer bitkiye dönüştürebilmek için bakım ve zararlılarla olan mücadele.. Ve tabiidir ki çokça ilgi ve sevgi gerek !
..... Kapalı teras ortamından dikime elverişli duruma gelen fideleri doğaya alıştırmadan aniden 5 kilometre ötedeki tarlaya götürüp o vahşi ortama dikmek hatasını yapmamak gerekti fakat ben bu hatayı yaptım. Tavsiyem kapalı bir ortamdan tarlaya götürüp dikmeden önce fideleri bahçenizde bir hafta kadar doğaya alıştırın. Bu birkaç ay evden dışarı çıkmamış bir insanın birden dışarı çıkıp şifayı kapmasına benziyor çünkü. Bitki dış ortam şartlarına sert rüzgara, bütün gün güneş ışınlarını tepeden görmeye ve börtü böceğe alışkın olmadığından sudan çıkmış balığa dönebiliyor, hırpalanıyor; yaprakları (akciğerleri) henüz gevrek olduklarından zarar görüyor..
..... Fideleri tarlaya fide kaplarından çıkartarak üçüncü şaşırtma olarak diktim (şaşırtma işlemi nasıl yapılıyor internet tarım sitelerinden öğrenebilirsiniz). Domatesleri, sırık ve geniş alana yayılacağı düşüncesiyle çapa ve meyva alışında sıkışmayacak biçimde bitki aralık mesafelerini tahminimce hasaplayarak diktim. Fakat dikme esnasında ilaçlama yapmadığımdan (kimyasal ilaçlama yapmayın) iki gün sonra domates fidelerimin bütün yaprak ve filizleri bitki bitleri tarafından istila edildi. Bitki bitleri bitkinin özsuyunu emerek beslenen asalaklar; yaprakların alt yüzeylerine yerleşiyorlar. Kimyasal ilaçlama yapmak istemediğimden organik ilaçlara da güvenmediğimden kırmızı acı pul biberi suda kaynatarak ve süzerek ilaç pompası ile domateslere, özellikle yaprak atllarını da yıkayacak biçimde sıktım. Büyük faydası oldu, acı biberin zararlı böceklere karşı bitkiyi koruduğunu gördüm (yaprak küfüne karşı içine bir kutu da asprin koymuştum). Ve bir dip not düşeyim: Arap sabunu düşünülenin aksine kimyasal bir maddedir, sakın kullanmayın.


..... Trakya'da yaz mevsimi bu yıl acaip geçti. Bol ve beklenmedik yağışlar bazan dolu bazan sel biçiminde tepemize inince, elden birşey gelmemenin teslimiyeti ile arkada kalanı toparlamaya çalışarak bu ürün mevsimini geçirdik. Her yağış ardından domates bitkisi kendisini toparladı fakat bitki biti istilası her yağış sonrası tekrar tekrar gerçekleşti. Bu açıdan bunu bilerek yağmur sonrası belirttiğim acı biber solüsyonunu yaparak pompayla bitkilere sıkınız (solüsyon acı olmalı, tadarak kontrol edin). Bol çiçek vermesine rağmen kaybettiğim 5 fide dışında kalan 35 domates bitkisinden 5-6 kilo domates alabildim. Bol çiçek veriyor fakat çiçekler meyvaya dönüşmüyordu. Bunda arı ve diğer faydalı böceklerin azlığı, sert rüzgar, kararsız hava durumu, acemiliğin getirdiği hazırlıksızlık (sulama, zararlı mücadelesi, toprak hazırlığındaki eksiklikler-toprak kireçlemesinin yapılmaması v.s) etkili oldu. Söylemeliyimki domates dikeceğiniz toprağın tarım kireci ile ph değeri düşürülmesi çok önemlidir. Sonbahar sürüşü esnasında bu kireç toprağa karıştırılır. Domatesin kireç sevdiğini unutmayın fakat abartmayın. Tarım kirecinin ne kadar atılacağını yine internet tarım sitelerini araştırarak bulabilirsiniz ki bu normal bildiğimiz kireç değil. Miktar vererek ben sizleri yanıltmayayım..
..... Resim çekmediğimden resimli bir sunuş yapamıyorum. Edindiğim tecrübelerin bir kısmını burada paylaştım. Önümüzdeki yıl için adım adım her aşamayı ve ne yaptığımı kısa notlarla buraya aktaracağım. Bu yüzden bu yazıda daha fazla detay vermem gereksiz olacak...
..... Doğayı korumak adına yapılan en küçük uğraş bile tabiat ana tarafından bir biçimde ödüllendiriliyor. Bu denli cömert olan doğaya karşı daha hassas ve bilinçli günler dileğiyle çocuklarımızı eğitelim. Tabiat, gelecek nesiller adına bize bir emanettir, emanete hıyanet ise affedilemeyecek bir durumdur. Sevgiyle....

9 Temmuz 2010 Cuma

.. YAZ YAĞMURU.... :)

.



.
.....Aaaaa

.....bizde hava açtı yaa..

..... güneş sırıtıyor, .hınzır

.....muzur muzip oyunbaz.

.....bir bulut arkası saklanıyor,

......bir sincap misali tırmanıyor

.....doruklara.

......sonra,

.....uçarı gülümsüyor;

......bir fındıklık bakış atıyor

.....tebessümle.

.......yine

.....saklambacı geliyor,

......bir ora bir bura

.....bulut arkası

.....pamuk pamuk maskeliyor

.....kahkahasında,

.......ısıtıyor bizi.

......buram buram sevgi,

......yaz, .deniz,

......dondurma serinliği..

.
............................................
Zafer D.

.

6 Mayıs 2010 Perşembe

ONUN ADI LUSİ...

.

..... Sivas Kangal dişisi, . barınaktan aldığımız bir hatundur Lusi. !.. . Ailecek trafik kazası geçirmişler, annesi ölmüş. . Diğer kardeşlerinden sadece birini, o da dişi olduğundan alınmakta tercih edilmemiş kızkardeşini gördüm.
..... Lusi benim verdiğim bir ad. . Şu sıra 6,5 aylık. . Fazla dirençli değil. . Üç- dört defa top peşinde koşsun aşırı yoruluyor, . ön ayakları sarhoş misali birbirine karışıyor. . Trafik kazasının onda bıraktığı bir araz bu; . yürümesi bozuluyor, . zor adım atıyor.
..... Barınaktan aldıktan sonra veterinere götürdük. . Kuduz aşısı yapıldı; . on gün sonra ise parazit hapı almamız gerektiği söylendi, alacağız. . Bütün bakımları yapıldı. . Ailemizin bir ferdi oldu. . Gerçi bize geldiğinin dördüncü günü bahçenin kafes telleri arasından doğasının dürtüsüne uyarak, . dışarıdan gelen çağrılara bi'gâne kalamayıp kaçtı. . Ertesi gün bulduğumuzda ayakta duracak hali yoktu. . O bitkinlikle 2 gün yattığı yerde kaldı. . Yemek verdiğimizde ayağa zorlukla kalkıyor, . zor adım atıyordu. . Şimdi düzeldi ve eski neş'esinde..
..... Bugün bize geldiğinin yedinci günü; . inşallah uzun yıllar bizimle kalır diliyorum..
..... Ailemize hoşgeldin Lusi'cik.. . :)
.

.

.
.

11 Nisan 2010 Pazar

Uyuyamadım, takıldım..


.


..... Gecenin ikisinde yatağımdan kalkmamın bir sebebi var. . Biri sözcüklere aşık olmuş. Hayır, . güzel sözcüklerin ardındaki kişiye demeliydim. . Güzel cümlelerin sahibine aşk duymak.. . Öyle ki : . "Lütfen, . lütfen bana söyleyin. . Kim bu aşık olduğunuz? . İnanın kimseye söylemem" . demiştim. . Sonra içimden sözcüklerime gülmüştüm.

..... Bir sinema filminde iyi karakterin sahibi oyuncunun, .gerçek hayattaki kişiliksizliğiyle çarpılmak olmalı herhalde; . güzel sözcükler gerisindeki kişinin hayâlkırıcı gerçekliğiyle karşılaşmak. .En iyi şairler en kötü aşıklardır genelde ya da en iyi yazarlar en şahsiyetsiz kişilerdir; .kuru yanında yaşları yakmayıp azınlıkta kalanları tenzih ederek tabiî. .Karakterlerindeki zayıflıkları, .şiirlerindeki kelimelerle, .yazılarındaki güzel cümlelerle onarırlar. .Her güzel tümcenin gerisinde eksik benlikleri.. .Ve her güzel kelime, olmayı hayâl edilen insanın ağzından dökülen sözcükleridir.

..... İyi yazarlar, .gerçek hayattaki yetersizliklerinden kendi yarattıkları güzelliklere sığınırlar. .Güzel yazmak, .sahnede bir oyuncunun rolünü iyi oynamasıyla eşdeğerdir. .Perde kapandığında soyunma odasında, .aynadaki gerçeğine bakar bulur kendini. .Kendi görüntüsünden hoşnutsuzluğa karşın, .girdiği rolle topladığı beğeniyi tekrar bulmak, .bir sonraki güçlü sahneye çıkış arzusuna sebeptir. .Tıpkı yazarın yeni bir yazıyı kaleme alışının, .şiddetle başkası olmayı arzulamasındaki güçlü isteği gibi.
..... O halde niçin güzel yazan birine bu aptalca aşk? .Kendini tamirle meşgul birine, .bu yüceltiş duygunuz?!.. . "Lütfen, .lütfen bana söyleyin. .Kim bu aşık olduğunuz? .İnanın kimseye söylemem. .Yaşadıkça.. .!"...
.

Not: . Yazıdaki anlaşılmayan cümleler ve anlam bozuklukları için özür.. . Gecenin 2.50'sinde bu kadar yazılabiliyor.. . Uykusuzum..

.......................................................................... Zafer D.
..
.

3 Mart 2010 Çarşamba

Bahçemdeki KAKTÜS GÜZELLERİNDEN..

.
.
.....
Radyasyona kaktüüSS .. :))
.
..... Efendim bilgisayar ekranı önüne kaktüs koyarsanız ekran radyasyonunu emermiş. . Ne kadar doğrudur bilemem ama ben ekranın iki köşesine de birer tane minicik kaktüs koydum. . İspatlı şahidi şu imiş ki: . Radyasyonu eliminize etsin diyerek atom santrallerinin çevresine kaktüs dikerlermiş.. !!!
..... Bana mantıklı geldi. . Size de geldiyse çiçekçiye bir koşu'gidiverin, . iki ufacık-tefecik kaktüs kapıverin. . Ucunda sağlık var, . benden söylemesi.. . :)
..... Kaktüs güneşi sever, . gölgede tutmayın. . Yılda bir defa çiçek açıyor ve çoklukla bu açma mevsimi yaz mevsiminin Temmuz Ay'ı içerisine rastlar; .bir hafta-onbeş gün kadar peşpeşe tomurcuklarını çiçeklendirir. .Saksınızın su koyduğunuz toprağını biraz eşeleyin ve buraya bir buçuk santim kadar kalınlıkta deniz çakılı koyun; . kaktüsünüz hem yan yatmaz hem de çakıllar rutubet tutucu ve dekoratif görüntü verirler. . Çok su istemiyor garibim, . hani su vermeyi unuttum ne olacak korkusu duymazsınız. . Pörsümesi susuz kaldığını gösterir. . İçeriden pencere denizliklerine de konabilir bahçenizde de kalabilir. .Yalnız aşırı soğukta dışarıda tutmayınız..!
..... Kaktüs dikimi kolaydır. . Resimde gözüken kaktüsün çevresindeki yavrularını elinize kalınca bir bahçe eldiveni giyerek kopartın. . Küçük bir saksı toprağına biraz gömmeniz yeterlidir.
.






















.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

1 Mart 2010 Pazartesi

-- GÜNEŞİ ÖZLEDİM --

.

. . .
.. . Kasım Güneşi'nde Yazlık Ev'. imiz . ..






























.
.....
Bahçe'm önünde deniz..




.


.


...........................................
.
denizde gündüz
yakamozları





.....

.. . . ........... yine olmuştu akşam . GÜZEL'im MARMARA 'da


.


10 Ocak 2010 Pazar

. SESSİZLİK
.
Sanma ki kabullendim
sanma ki zincirlendim
isyanımdır, sessizlik
suskunluğumdur feryâdım
hıçkırıklar..kana,
boyar yüreğimi
alev alev körüklenir
gönül deli,
deli rüzgârlar kopar
yeniden, . yeniden
ruhumda..
yeniden, bozat
kasırgalar...
..
.
................................ Zafer D.
.
.

30 Kasım 2009 Pazartesi

Bayram...

.

bomboş sahilde gün batımı

yürüyüş

bir Kasım akşamı bayramı

yapıyor gel

..gitler denizde

kan kırmızısı kesiyor

uğruna

yürüyüş

ya günah ya sevap

içim

canlar alınıyor,

alıngan

yürüyüş

iki köpek hırlaşıyor

'tüyler diken'

bir taze kemikle

doyacak mısınız

dünya?

al'a

yürüyüş

karanlık çöküyor

vahşete

ya huzur ?

..amma huzursuz

kırgın

yürüyüş

.

.

Zafer D.

.

21 Kasım 2009 Cumartesi

Mutsuz hayat..


.
......Hayattan fazla şey ister olduk.Fazla özgürlük ister olduk,fazla ilgi, fazla sahiplenmek, . fazla düş.. Oysa eskiden bir soba etrafında ısınmak,radyo dinlemek, arada sohbet etmek bizlere yetiyordu.Kırmızı seksi iç çamaşırları almıyorduk ilgi çekmek uğruna ya da sahte doğum günleri-kokteyller düzenlemiyorduk.Sahte arkadaşlıklar,sahte dünya fantazileri,istekler,istekler,istekler peşinde değildik.Ev işi kurabiye,dalından koparılmışcasına manavdan alınan bir kilo elma,gece yorgun eve gelen evin beyinin suskun varlığı bile bizi mutlu ediyordu ailece..SAHİ NE OLDU BİZE? . Ne oldu O MUTLU GÜNLERE?.. Kabahati başkasında ararken yoksa yoksa, . "BİZ MİYİZ KUSURLU ?!"..


.

15 Kasım 2009 Pazar

Adı Lokum ..

.
.


O, bir Siyam Prensesi



...... Siyam Prensesi '.miz beş yaşındadır,bebekliğinden beri bizimledir ve ailenin gül'üdür.Yediği önünde yemediği ardında,özel doktorlu,kuş tüyü yastıklı,geniş teb'alı (bizler),bir dediği ikilenmeyen fakat o derecede sâkin,mûnis,nâzik ve terbiyelidir majesteleri.Gerçekten böylesi mırnavv pek görülmemiştir.Çocuklara çok iyi davranır, şevkâtlidir;eziyetlerine dayanır,sabır âbidesidir.Tırmalamaz,ısırmaz,şımarık değildir,titizdir,temizdir.Yaramazlık aklının köşesinden geçmez.Tam bir asilzâde, hanımefendidir. . . :)



..... Kendi anlatısına göre Siyam Krallık Sarayı'nda . (bugünkü Tayland). yaşayan büyük büyük büyükannesi bundan bir yüzyıla yakın bir zaman öncesi mürebbiye(öğretmen)Anna ile İngiltere'ye dönerken İstanbul'a uğramış ve Osmanlı Saray'ına iltica ediveren bir öz bir üvey iki yavrusunu Türkiye'de bırakmak zorunda kalmış.Böylece bizim Lokum bir saraydan çıkıp diğer saraya kapağı atan bu iki kuzeninden günümüze gelmiş.O zamanlardan ailesinden kendisine miras kalan yandaki resmi rica minnet bir tas mamaya fit Lokum'dan zor aldım.Resimde mürebbiye Anna ve Siyam Kralı dans dersinde görülüyor. (fotoğrafçı epey iyi çekmiş yaaa, renkli bi de) :))

..... Valla bana böyle anlattı,ben Lokum'un yalancısıyım.Hatta Osmanlı Saray maceralarını,haremi bir bir ninesinin dilinden bir anlatıyor ki maşşallah yani bu kadar atıp tutulmaz ören bayan yumakları. Hah hah haaa.. . :P

.

1 Kasım 2009 Pazar

Herkes öldürebilir sevdiğini !!!

.

Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!
.
Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken öldürür;
Şehvetli ellerle öldürür kimi
Kimi altından ellerle öldürür;
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.
.
Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar, kimi de satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
Herkes öldürebilir sevdiğini
............ Ama herkes öldürdü diye ölmez (sevgi)!!!
.
Oscar Wilde
.
.

30 Ekim 2009 Cuma

Sevda Bir Peridir....

.
.

video.
.

..... Birini sevmeye hazır gidersin. .Ben hep öyle gittim ona. .Adı aşk mıydı?.Tabii ki hayır...Fakat sevmeye hazır gitmek de aşkda çok yollar kat'etmek değil midir?...Sevda düşleriyle yola çıkmaz mı insan?.Onca yolu bir kuş gibi bu hayalle aşmaz mı insan her defasında?.Bir sevdalı göz görmek, .bir tatlı ses duymak emeli değil midir kalbinin?..

.

.

5 Ekim 2009 Pazartesi

Gittim saçlarından yakaladım; "yirim kız seni, sarı SONBAHAR" :))

.
.
..... yağmur vardı yazlık'ta
..... ruhum sıkılıyordu
..... dedim ki : " Ne yapayım yâr"
..... terasda poz verdi nar,
..... öyle istedi
........................... " ne yapabilirim?.. " :))
.
..


.
.
.....sonra,
.... bahçede bir kaç güzel
.... poz çektirdi armutla.. . :)
.


.



.
.
.....saksı narı "benim neyim eksik,
.....hep büyük ağaçlar mı çekilecek?"
.....dedi,"küserim çekmezsen"
.....İsteğini yerine getirdim
.....Sevinç'len.. . :)
.

.

.
......armut ağacı mahsundu
..... söz bırakmadım, . gittim
..... çektim hemencik onu da
..... aceleylen.. . :)
.
.
.....çiselerken yağmur

.....gökten üç damla düştü
.....
üç armut yaprağından
.....kayarak ay saçıma,
.....ay gözüme
.....derken burnum
.....ah ben bugün
.....doğa ana'yla..
.....çok mutlu oldum ! . :))
.
.
.
................................................... Zafer D.
.
.

1 Ekim 2009 Perşembe

Geçici bir resim..Demir maske..aman DEMİR KAPI diyecektim

.
.
..... Domates ,biber,patlıcaANN :)) . . . (gelecek yıl bu arazi yemyeşil olacak inşallah)
.
.

..... El işçiliğimle Demir Kapı'm :))
.
.


.

.
.

.
..... Kapı aralık olduğu için böyle(eğri gibi) gözüküyor.Menteşe yerine kelepçe ve kapıyı kelepçeye bağladığım tel kullandım.Demir dış çerçevesi inşaat demirinden bükelerek ve araya çit kafes teli gerilerek kapı tamamlanmıştır.. Güneş alnımda, terden mahvolduğumu söylemeliyim.Tembel oturanı Allah sevmezmiş!!!
..... Sonbahar Mevsimi çiftçiler için hummalı bir hazırlık ve çalışma dönemidir.Ve evet çalışıyorum.Bu arazi adam edileceeeek.Başka yolu yooook. Herşeyi babamla birlikte yapıyoruz.Su deposu,su boruları,elektrik işleri,demir kapı ardındaki yola döşenen çinileri (araziye 120 metre antikron üstelik elektrik boru muhafazası içinden geçirerek ;sigorta,elektrik anahtar bağlantıları vesair
biz döşedik ..Bu arada babam 80 yaşındadır).Herşey elimizden geliyor alimallah,nazar değmesinn..Çekilin yoldannNNNN.. . :))
.
.

24 Eylül 2009 Perşembe

Eskici..

.
.
ne ben
eski benim
ne o eski bende
kaldı, ben

..gibi duygular
süpürüldü gitti
yel'le

..birlikte sevda
yalnızca yaz diyor
içim al
..eline,
yaz
eski

..sevda'na sevgini

.
................................. Zafer D.
.......................... 24 . Eylül . 2009
.
.

19 Eylül 2009 Cumartesi

Necla..

.

..... Eskiden Bakırköy'de evimiz vardı(hâlâ var).Ablam oturuyordu ve ben oraya sık giderdim.Bakırköy İstasyon Meydanından son durak otobüsleri kalkar Mecidiyeköy'e.Otobüs beklerken durakta iki genç kız gördüm.Çevreyle fazla ilgilenmiyorlar fazlaca hareketliydiler.Birbirlerini yanaklarından sıkça öpüyorlar.Biri epeyce uzun boyluydu diğeri ise kısa.Kısa boylu olan otobüse bindi cam kenarına oturdu(diğer bir duraktan, sanırım Bahçelievlere gidiyordu).Bulunduğum duraktan onları izliyorum.Sanki iki aşık gibiler,uzun kızcağız aşağıdan pencereye atlıyor sık sık.Ellerini pencerede biri içeriden diğeri dışarıdan birleştiriyor,arada cama öpücükler atıyorlar.Gerçekten abartılı fakat bir o kadar da hoş bir görüntüydü.Sanki diğer kız tren istasyonundan başka şehre gidiyor gibi,son görüşmeleri uzaklara birini yolculamak gibiydi..Ve birden birşeyi farkedemediğimi gördüm.Bütün bu abartı ve çoşkulu sevgi gösterilerinde tek bir ses dahi yoktu.O zaman anladım ki bu iki genç kız sağır (ve dolayısıyla dilsiz).O sessiz kendi dünyaları içinde bu saf ve temiz kardeşten öte çırpınış gözlerimi yaşartmıştı.Diğer insanlardan farklıydılar ve bu ortak farklılıklarının yakınlığı her akşam aynı yolculama ve sevgi çırpınışlarına yol açan üzücü bir kendini paralamayla saatlik ayrılığa bile dayanamama hali ortaya koyuyor olmalıydı.
..... Her şakada yarı gerçek payı vardır.Bir an bana söylediğin şeyde gerçek payılık olabileceğini düşündüm(4 yıldır seni hiç görmediğim için).Eğer öyleyse bunun benim için zerrece itici yönü yok.Bu tür bir (sence)eksiklik tam tersi sana, şahit olduğum bu olayda olduğu gibi ancak kişinin dikkatle süzebildiği takdirde kişiliğine olağanüstü artılar yükleyebilir,insani olgunluğunu üst düzeylere taşır.Böyle bir engelin varsa bunu kompleks haline getirmeni istemiyorum çünkü benim için hiçbir önemi yok,bunu bilmeni isterim. Nice sağlam görünenlerde nice vahim eksiklikler varken..Sevgiler
.
.
....................................................................... yazışmalarımdan...
.
......................................................................... 19 Eylül,15.01
.
.

17 Eylül 2009 Perşembe

Ve o bir hayalet şimdi..

.
.....
Patric Shwayze vefat etti. Üzgünüm.. . Ölüm nasılsa bulacak bizi birgün,nerede ve nasıl bilinmez ama mutlak bulacak. .
..... Azrail'i hiç bir zaman elinde tırpan,korkunç giysileriyle kapşonlu, gölgelerdeki yüzüyle ürkünç bir varlık olarak düşünmedim. Tam tersi başka bir dünyaya geçmenin şaşkınlığıyla yönünü bulamamanın telaşındaki bizleri elinden tutan karşılayıcı,kibarlığıyla yol gösterici, danışma bankosunun gerisindeki o şık giysileri ve güleç yüzündeki sıcak tebessümüyle halkla ilişkiler duayeni bir zat kafamda şekillenen.. . Dilerim bu seyahatinde ona, böylesi güzel bir filmde rol alan insana bütün sevecenliğiyle yol gösterici olmuştur.. . Allah'tan rahmet, . yattığı yer cennet olsun diliyorum.. . Teşekkürler Patric Shwayze,bu ruhsuz dünyada "inadına" aşk denilen duygunun ne işe yaradığını bize bir defa daha anlattığın için.. . Yaşadığım sürece seni hiç bir zaman unutmayacağım !
.
.

10 Eylül 2009 Perşembe

Heyy çocukkk.. GEL OYNAYALIMM :))

.


.
..... Yazlık bahçesinden, . yeğenim Asya'nın cücesi.. . Kulakların çınlıyor mu küçük prenses? . Aklımızdasın. . Sevgiler

.

1 Eylül 2009 Salı

Doğu Kültüründen bir çiçek ..GÜL HATMİ !.. :)

.
.
.....
Veya Japon ya da Çin Gülü deniyor. Yazlık bahçesinde şu sıralar açmaya başladı.Üç metre kadar boylanabiliyor.Daha geniş bilgi için aşağıda vereceğim link adresi üstüne tıklayınız :)

http://www.agaclar.net/forum/showthread.php?t=1707
.



.
...................
.
.
..........................................
.
.
.................
.
.
Burada da o şiir'de üstüne devrileyim dediğim GÖLGEMİ görüyorsunuz.Resim çekerken silûetim çime düşünce dikkatimi çekti.Ben devrilince önce gölgeme dolayısı ile çime düşeceğim demek. . "Yaa bak hiç bunu hesaba katmamıştım yafu benNN ".. (Şaka diyorum,sahi mi sandın?) . :))

.
.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Böyle Suskun mu Kalacaksın?

.
.


.
neden,
hep böyle suskun mu kalacaksın
böyle uzak,
böyle ardında rüzgârlarla beyaz?
.
narin kelebek,
bilinmez diyarlara giden
küçük yelkenli'm

.
.. güneş'im de seninle gidiyor
bak,
sen gibi sıcaklığıyla
uzak
.
..
o bir dokunuştu, bir dokunuş
bir kez
yalnız bir kez
ama bir kez senle yaşadığım

..

ben,
kumsalda el sallayan
sense uzaklaşan beyaz yelkenli'm
tıpkı güneş gibi
ufkumda
.ağır ağır..
.
batan!

..

................................................................ Zafer D.

.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

SERAMİK DÖŞEDİM YOLLARINA :P

.


..... " Seramik döşedim yollarına.. " . :)
..... Şaka bir yana geçen hafta kızkardeşimin mutfağına seramik döşemiştim.İşte mutfak, işte döşediğim seramikler.. . Seramik derzlerini derz dolgusuyla dolduran Eniştem Koral'a ve bu işte ona yardım eden kızkardeşim Seçil'e teşekkürü bir borç bilirim. :). Ardımızdan evi kızkardeşimin temizlediğini ayrıca belirteyim, . biraz söylendi galibaaa... " o kadarcık oluversin değilmi ama" .. :))



























.

.

.

..... Resim birleştirme programı ile resimler birleştirilmiştir. . Mutfak (üst-alt) dolapları ve tezgâh geçici olarak konmuştur belirteyim. . Perde-merde'lerden belli değil mi zâtî ? :))
.
..... Yeni dolaplar bilahare alınacak !
.

.
.

.

25 Ağustos 2009 Salı

24 Ağustos 2009 Pazartesi

BEN, BİRİNİ SEVİYORUM ÇOCUK !.."Çocuk gözleri var..iri,kara ve benim.."

.

. .
birini seviyorum, . çocuk
.
gözleri var iri
kara ve benim..


birini seviyorum
.

aldırmaz gibi
.

ama utangaç gülüşü var
gamzeli
..


birini seviyorum
.

ismini
.
her fısıldadığımda
kulağına
"kahkahalarla" . çınlar
O.. .ölesiye aşkım.
.
.
.
birini seviyorum
.
perçem saçları kısa,
.

benim için uzatır . "ara ara"
koklasım gelir..
ellerini.


birini seviyorum
.

belki kırık
.
ama kalbim onun'.çin
atar . "çın çın" ..
durmaksızın.
.

birini seviyorum
.
sonsuz
.
..kerre düşlerimde
ebediyyen, . ebediyyen..
divane.. . deli.
..

.
.
. ............................................ Zafer De..
.
.
.
.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

içime devrileyim..

.
giden gider, . çokça içim biraz yanar
ateşin üzerine
bir tava oturturum
yine

ve yeni bir yemek hazırlarım sil baştan
hazmı daha kolay olabilecek
ya da
kıvrılırım önüne
buzdolabı kedisi iştahlı .

"ömür"
dilim dilim geçer gider

bir çırpıda, .
seneler!..
...
çizgilerden mi korkuyorsun?
elime kalemi alıyor

kağıda çizgiler atıyorum hesapsızca, . yüzümdeki
çizgiler de öylece onur
verici yaşanmışlığın izleridir,
. gururla
taşıyamadıktan sonra yaşamı anlamla

yaşadığımın izleri olmadıktan, . aynalarda sevgiyle
o çizgilere dokunamadıktan sonra..
.

her çizgim kayboluşunda paniklerim
ben, . her çizgi oluştuğunda
bir artı kabul ederim diğerlerine
bir üstünlük nişanesi.. . bir
şeref payesi, . çizgileri taşımasını bilmeli insan
"hayata meydan okuma budur! "

derim gocunmadan.. . pişmanlıklar kendi içimde
kalbimin bir köşesinde, . kuş
tüyü yastık üstünde saklarım onları
pişmanlıklarım en değerli
hazinelerim..
. arada çıkarır özenle toz alırım

üstlerinden.. . tek tek
yerlerine koyarken kimse bilmez keşkelerimi.. . gönül
sandığımda titiz taşırım, . hayata
"bir manifesto'm yok" .
güç aramıyorum, . hayatın
içimdeki
gücü yeter bana..
.

neden ve niçin birine yaslanayım?
her yaslandığın dağ, . gün

gelir yerle bir olur, . kendim küçük tümsek olayım
devrilirsem kendime devrileyim
.

"gölgeme".
hayatla dost, . kendiyle
el sıkışmış gülen gözler arar kalbim, . kendi
gölgesine yığılacak insanlar !..

.
................................................................
Zafer De..
.
.